Milli Şeflik’ten Adım Adım Demokrasiye

Milli Şeflik’ten Adım Adım Demokrasiye

 

Her zaman aramızda tartışma konusu olmuş olan İsmet İnönü Kurtuluş Savaşı’nda önemli işlere imza atan bir paşaydı ve Cumhuriyet’ten sonraki Atatürk ‘ün başbakanıydı. Ancak Atatürk ölümüne yakın onunla dostluğunu adeta askıya almış ve onu başbakanlıktan almıştı. Onun yerine ileride Cumhurbaşkanı olacak olan Celal Bayar’ı başbakanı yapmıştı. Ancak genç Türkiye, Atatürk’ün ölümü ile adeta şoka girmişti ve ülke başsız kalmıştı. Meclis derhal 11 Kasım 1938 de toplandı ve İsmet İnönü artık Cumhurbaşkanıydı.

Bu 1 günlük süreçte Celal Bayar’ın takındığı tutum gerçekten dikkat çekiciydi. Bayar’a yeni Cumhurbaşkanının kim olacağı  sorusuna cevabı  ise şu olmuştu: ”Meclis seçecektir. Bizim vazifemiz meseleyi mal sahibine teslim etmektir. Vazifesini ifa edebilmesi için kim seçilirse ona itaati sağlamaktır. Bu prensibe aykırı eden mezardan çıkan babam olsa asarım.”

Bayar ve İnönü iki zıt kutuptular. Onlar birbirlerinin halef ve selefiydi. Merak konusu olan ise bu ikili beraber çalışabilecekler miydi? İnönü, Bayar’ı başbakan olarak atamasına rağmen Bayar 2 ay sonra görevi bırakmıştı.

İnönü artık Cumhurbaşkanıydı. Önünde 2 yol vardı .Ya tek adam olacaktı ya da demokrasi anlayışına girip çok partili sisteme  yelken açacaktı. 1938’de tek adamlığın sinyali verilmişti.

CHP, İnönü’yü partinin değişilmez başkanı olarak seçmişti. Partinin bağlılık mesajını ise ileride en büyük rakibi olacak olan partinin en genç üyesi Adnan Menderes okuyacaktı. Milli Şef herkesi şaşırtan açıklamayı İstanbul Üniversitesi’nde yapmıştı.

Çok partili sisteme geçiş tartışmaları 2. Dünya Savaşı ile son bulacaktı. Artık ülkenin tek gündemi 2.Dünya Savaşı’na girmemekti. Savaşa girmemiş olabilirdik ama savaş bizi çok etkilemiş, adeta sefalete sefalet katmıştı.Öyle ki şehirdeki insanlar artık evlerinin önündeki bahçelere domates, biber ekmeye başlamışlardı. Ancak ülkenin savaşa girmeme gündemi iyice Şef’in durumunu perçinlemiş ve tam bir tek  adam olmuştu. Artık ülkede İnönü, korkunun sembolü olmuştu. Bu durumu Cüneyt Arcayürek şöyle izah ediyor:”Tek adamın ağırlığı çökmüş ülkeye. İnönü’yü yolda görmek mümkün değil. Çankaya’da yollar kapalı. Gümbür gümbür bir sesle iniyor bir şey. Kim bu inen ? İnönü aman haa. İşte biz böyle korkularla yetiştik.”

Ülkede bir kaos hakimken ve adeta halk yoksulluktan kırılırken gazetelerde İsmet İnönü abartılarak övülüyordu. Ancak bu durumun bir sempati yaratması beklenirken, adeta halk iyice Şef’e karşı cephe almıştı. Cephe alanlardan en dikkat çekicisi olan tabi ki de Celal Bayar’dı . Celal Bayar’ın evinde Adnan Menderes,Fuat Köprülü ve Refik Koraltan buluşuyorlardı. Bu ekip artık beraber hareket etme kararı almıştı. Muhalefet olarak ilk sinyali 1944 yılında bütçe görüşmelerinde Bayar hükümeti ağır bir şekilde eleştirmiş ve artık ipler kopmuştu.Resmi olarak beraber olsalar da artık fiili olarak ayrılmışlardı.

Savaşın bitmesiyle Dünya artık yeni yol haritasını çizmeye başlamıştı ve birçok gelişme olmuştu. Bizi ilgilendiren ise Stalin’in Sovyet -Türk Saldırmazlık Antlaşması’nı fes etmesiydi. Sovyetlerle bir anda ipler gerildi ve Avrupa’ya yanaşmaya başlandı. Belki de Stalin, Türkiye’nin kaderindeki kırılma noktası olmuştu.

Avrupa ile bağlantı kurmamızın yolu çok partili sisteme geçmekten geçiyordu. İsmet İnönü beklenen konuşmayı 1945’te yaptı ve söz verdi.

7 Haziran 1945 günü tarihe “Dörtlü Takrir” olarak geçen önerge CHP kurultayına sunulmuş ve meclisin denetiminin sağlanması , siyasal özgürlüğün gelişmesi ve parti çalışmalarının farklılaştırılması isteniyordu.

Kırılma noktası ise Şef’in ”Muhalefet edenlerin parti içerisinde değil karşımızda olması gerekmektedir.”demesiyle açıkca bir parti kurulması için işaret vermişti. CHP 21 Eylül 1945 günü Köprülü ve Menderes’i partiden ihraç ederek adeta Bayar’a ayağını denk alması gerektiği mesajını vermişti. Bayar ise 1 hafta sonra milletvekillikten istifa etmiş ama parti ile bağlarını tam koparmamıştı.

Ve nihayet Şef, açık açık artık hükümetin karşısına bir parti kurulması gerektiğinı 1 Kasım 1945 günü TBMM’de söyledi. Celal Bayar beklediği işareti almıştı Şef’ten. Artık “4’lü” daha çok toplanıyor ve çok hararetli toplantılar yapılıyordu. Hatta kurulacak olan partinin ismini bile belirlemişlerdi.

Herşey hazırdı artık Şef’in onayı haricinde. Nihayet Bayar köşke çıktı ve onayı aldı. Artık Türkiye’ de yeni bir dönem başlıyordu…

 

 

Sıcak Soğuğu Geçti: Mpemba Etkisi Nedir?

Tüm Boyutlarıyla Mpemba Etkisi ?

Mpemba Etkisi’nin Farkedilmesi

“Mpemba etkisi nedir, bu isim nereden gelmiş?” şeklinde sorulan sorular karşısında genelde anlatılan klasik bir hikaye vardır. Hikaye o zamanlar bizim gibi lise öğrencisi olan Tanzanyalı Erasto B. Mpemba’nın 1963’te yaptığı bir deneyin hikayesidir. Aslında bu bir deneyden ziyade Mpemba abimizin bir dondurma karışımını buzdolabına sıcakken koyması ve bu sıcak karışımın arkadaşının karışımından daha hızlı donmasından başka bir şey değildir. Yani basit ama ilginç bir sonuç ortaya çıkıyor. Mpemba’nın kafası karışıyor, bu olayı gidip Fizk Hocasına anlatıyor. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi hocası da bir cevap veremiyor. Şu an siz de gidin Fizik Hocanıza sorun muhtemelen onlarda bilmiyordur hatta “Yok ya o öyle değildir, emin misin, Termodinamik Yasalarına göre bir şey vardı ama unuttum ya?(Tabi kimse böyle demez:D)” diyenler olabilir veya da Mpemba’nın bunu lisedeki hocasına sorduğunda hocasının ona gülmesi gibi bir cevap da alabilirsiniz. Fakat Mpemba Dar Es Salaam Üniversite’sinden Prof. Denis Osborne’e aynı olayları olayları anlatınca işler karışır. Bununla ilgli bir yazı kaleme alan Prof. Osborne daha sonra bunu yayımlar ve Newton’un Soğuma Yasaları’nın masaya yatırılmasına sebep olur. Daha sonra çeşitli cevaplar, tezler ileri sürülür. Bunlara zaten aşağıda değineceğim.

Erasto Mpemba and Denis Osborne (London, 2013)

Londra’dan, Erasto Mpemba (soldaki) ve Denis Osborne’nin bir fotoğrafı (2013).

Kısaca Mpemba Etkisi Nedir?

Mpemba Etkisi için kısaca sıcak ve soğuk iki su kütlesini aynı şartlarda soğutmamıza rağmen sıcak suyun şaşırtıcı bir biçimde soğuk sudan daha kısa bir sürede donmasıdır diyebiliriz. Evet, kulağa biraz garip geliyor! Sonuçta sıcak ve soğuk bu iki su kütlesini kaynatacak olsak sıcak suyun daha çabuk kaynaması gibi soğuttuğumuz takdirde de soğuk suyun daha çabuk donmasını bekleriz. Bunu gözlemlemenin en kolay ve pratik yolu soğuk bir havada -Türkiye’nin hava şartlarına bakacak olursak Aralık ve Ocak ayları bu iş için yeterince soğuk hatta -10 derecelik bir hava yeterli- yeni kaynatılmış sıcak bir suyun etrafa saçılarak her bir su zerresinin donarak buz kristallerine dönüşmesiyle oluşan güzel manzarayı izlemek olacaktır herhalde. Hatta isterseniz bunu bir de soğuk su ile deneyin ve aradaki farkı kendi gözlerinizle görün.

Peki Sebebi Neymiş?

Bu olayın açıklanması için 2012 Yılında Royal Society of Chemistry tarafından bir yarışma düzenlenmiştir. Araştırma gruplarındaki her araştırmacıya 1000 Euro ödül vaad edilmiştir. Bu yarışma için 22.000 yanıt gelmiş ve 10 Haziran 2013′ te açıklanan sonuca göre Hırvatistan’dan Zagreb Üniversitesinde Fiziksel Kimya alanında araştırma görevlisi olan Nikola Bregovic Kazanmıştır. Tesla’nın adaşı Nikola Bregovic’ te bu olayın temelinde konveksiyon olduğu sonucuna varmıştır.

“Peki arkadaş nasıl oluyor bu iş?”

Örneğimizdeki sıcak su, soğuk suya nazaran daha hareketli ve konveksiyon yoluyla ısı taşınımı çok hızlı olduğundan ve bunun da bir su zerresi olduğunu düşünecek olursak bir anda donduğunu gözlemleriz. Fakat soğuk su için bu olay çok daha yavaş gerçekleşir çünkü enerjisi de çok düşüktür.
Olaya bir de içinde sıcak ve soğuk su bulunan iki su bardağından bakalım. İkisini de buzluğa koyduk. Soğuk suyun üst kısımları buz tuttu bile ve yavaş yavaş altlara doğru ilerliyor ve ısı kaybı gitgide daha yavaş bir biçimde devam ediyor. Hey, o da ne! Sıcak sudaki ısı kaybı o kadar çabuk ilerliyor ki her tarafı sopsoğuk hatta dondu bile! İşte, dondu! Ve kazanaaan: Sıcak Bardak Takımııı! 😀

(Yukarıdaki yarışma örneğimdeki o bir bardak suyu bir su zerresi olarak hayal ederseniz daha kolay anlayabilirsiniz. Anlamadıysanız bir de bu şekilde düşünüp soğuk suyun enerjisinin düşük olduğundan dolayı konveksiynel akımın yani su zerresinin içindeki ısının taşınımının -diyeyim- çok yavaş olduğunu da hesaba katarak yarışmayı bir daha okuyun;)

SONUÇ!!!

-Demekten korkmayacakmışız!

-Merak edip sorgulayacakmışız!

Yazının, daima çevremize karşı merağımızı esirgemeden sorgulayabilmemiz husunda kendime ve okuyanlar bir katkı sağlaması umuduyla:) Allah’a Emanet;)

Yazan: Mahmut Demirok

Kaynakça:

http://kimyaca.com/mpemba-etkisi/

https://tr.wikipedia.org/wiki/Mpemba_etkisi

Whipple, Tom. (2013). “22,000 scientists still can’t explain the boy who kept his cool” (Ѻ), The Times, Jan 11.

http://www.eoht.info/page/Erasto+Mpemba

BilimX, yaklaşık 2 senedir ürettiği 120'den fazla bilimsel makaleyi revize ediyor. Şu anda yazıların %30'u revize edilip yayınlandı. Kasım ayında tamamı bitirilip bilimseverlere sunulacaktır.  İyi Okumalar!