11879043_10153024356931363_7582256089411273218_o

1. Dünya Savaşı: İnfilâk, Tahrip ve Yıkım #7

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce, eğer önceki bölümlerini okumadıysanız aşağıdaki linkten başlayabilirsiniz:

1.Bölüm “Barut,Fitil ve Kibrit”

Ayrıca 1.Dünya Savaşı belgesel serimizi de buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Romanya’nın Savaştan Çekilmesi

Romanya, 1916 yılında savaşa katıldıktan sonra hemen Avusturya’ya hücum etmiş. Fakat hem Avusturya’ya hem de Bulgaristan’a karşı peşpeşe mağlubiyetler almıştı. Bu yüzden topraklarının büyük bir çoğunluğu işgal altına düşmüş. Ancak sırtını Rusya’ya vererek Sereth Nehri’nde bir savunma hattı kurabilmişti. Fakat Rusya’nın savaştan çekilmesi üzerine cılız kalıveren Romanya şimdi Ukrayna’ya giren Almanlar tarafından da tehdit ediliyordu. Müttefikleriyle bağlantısı da kesildiğinden artık yardım alabilme ihtimali de kalmıyordu. Bu şartlar altında çareyi savaştan çekilmekte gören Romanya 1918 Mart’ında Merkezî Devletler ile masaya oturdu. 7 Mayıs 1918 tarihinde de Bükreş’te barış antlaşması imza edildi. Buna göre Karpatlar bölgesinin bir kısım Romanya toprakları Avusturya’ya devredilecek, Romanya; Almanya ve Avusturya’nın ekonomik boyunduruğu altına girecek ve Dobruca bölgesini terk edecekti. Fakat savaşın İtilaf bloğu lehine sonuçlanmasının ardından bu şartlar hükümsüz kalacaktır.

Son Alman Çırpınışı: Kaiserschlacht

Almanya’nın Batı Cephesi’ndeki durumu 1918 Eylül’üne kadar hayli iyi durumdaydı. Bunun temel sebebi de Mart 1918’de başlatılan Kaiserschlacht(Kayzer Muharebesi) taarruzudur. Bu taarruz Alman General Ludendorff tarafından hazırlanmış, direkt olarak savaşı bitirmeye yönelik tasarlanan ve başarısız olması durumunda savaşa dair ümitlerin tükeneceği aşikar olan bir taarruzdur. Bunun yanısıra taarruz planı büyük bir stratejik dehanın ürünüydü, bütün ince noktalar Ludendorff tarafından düşünülmüştü.

Almanlar -en azından 1918 için- tarihte eşine az rastlanır bir bombardımanla İngiliz 3 ve 5. ordusunun mevzilerini, tabiri caizse yerle bir etti. Sadece bu da değil, İngilizlerin konuşlandığı temel bölgelere yoğun zehirli gaz gönderildi. Bu bombardımanın ardından da Almanların elit askerlerinden oluşturulan ve Fırtınabirlikleri -Sturmtruppler- olarak adlandırılan ordu taarruza geçti. Savaşın başladığından beri hiçbir Alman’ın ilerleyemediği kadar ilerlediler. Baharın Fransız topraklarına getirdiği yoğun sis de Almanların ilerleyişine büyük katkı sağlıyor, olası bir düşman bombardımanına karşı kalkan görevi görüyordu. Bu riskli bahar, iki taraf için de ciddi manada ter döktürücüydü. Müttefik birlikleri bu süreç boyunca zaman zaman dağılmanın bile eşiğine geliyorlardı.

Alman Fırtınabirlikleri

Arras üzerine gidilerek kalkışılan taarruz başarısız oldu, zaten Almanların burayı ele geçirmeye pek ehemmiyet verdikleri söylenemez. Flanders’tan kalkan taarruz ise herhangi bir muharebeye sahne olmayarak İngilizlerin bir miktar bölgeyi Almanlara terk etmesiyle sonuçlandı. Fakat baharın en tehditkar Alman taarruzu İngiliz Beşinci Ordusu üzerine yapılandı. Taarruzun sadece üçüncü gününde Almanlar İngiliz hattında seksen kilometrelik bir gedik açmış ve Fransa’nın içlerine doğru ilerliyordu. Almanlar hayli ilerleme kaydederek Amiens’e kadar ulaştılarsa da burayı düşürmeye peşpeşe teşebbüslerine rağmen muvaffak olamadılar.

26 Mart’ta İngiliz ve Fransızların tüm ordusu tek bir adamın emrine veriliyordu: Ferdinand Foch. Aslında bu çok daha önceden atmaları gereken bir adımdı. Almanlar bu geç kalışın faturasını çok ağır kestiler. Bir süre daha ilerleme katettikten sonra üç Alman topu Paris’i bombaladı. Bu tahrip gücü pek etkili olmayan fakat tehdit gücü bakımından bütün Fransa’yı dikenin üstüne getiren bir gelişmeydi. Almanlar taarruzu Mayıs ve Haziran’da da devam ettirerek ”Chemin des Dames” adı verilen bölgeyi tamamiyle ele geçirdiler ve Marne Nehri’ne bitişik Château Thierry’e ulaştılar. Bu, Almanlar ile Paris arasında sadece altmış küsür kilometre kalması demek oluyordu.

Bahar Tarruzu Öncesi Konumlar

Amerika kritik durumun farkına vararak derhal bu bölgeye askerî takviye yapılacağını İngiliz ve Fransızlara bildirdi. Ludendorff’un zamanı daralıyordu. Birkaç hafta içinde Paris düşmezse, birkaç ay içinde Berlin düşecekti; bu bütün Alman yetkililerinin farkında olduğu bir durumdu. Fakat doğrudan Paris üzerine gitmek de büyük bir hata olacaktı. Öncelikle Fransız akınlarını durdurmak ve işgali sağlam temellere oturtmak için Reims’i ele geçirmek gerekliydi.

Bu yolla Champagne’ye girilerek bütün Fransız toprakları büyük bir kıskaca alınacaktı. Fakat bahar boyunca önlerine geçeni savuran Fırtınabirlikleri bu sefer başarı kazanamadılar. Hâlihazırda elde ettikleri topraklarda öylece kalakalan ve daha fazla ileri gidemeyen Almanlar, artık yorgun da düşüyordu. Şimdi Amerikanlar da 300.000 kişilik bir kuvvetle ortaya çıkıyorlardı. Almanların yeri doldurulamayan yüzbinlerce asker kaybının yanı sıra artık varını yoğunu sarf etmiş bir Alman Hattı’nın karşısında Amerika’nın silah ve asker yardımlarıyla yenilenerek güçlenmiş bir Müttefik Hattı duruyordu. Hücum sırası, bir daha dönmemek üzere onlara geçmişti.

 

 

39835495-engine-wallpapers

Bir Arabanın Kalbi: İçten Yanmalı Motorlar

İçten yanmalı motorlar denildiğinde aklımıza ilk gelen şey arabalar ve motosikletlerdir. Belki jeneratörler, biraz da motorlu testereler gelir. Onun haricinde tekneler, su pompası, traktörler ve iş makinaları da içten yanmalı motorlardan faydalanmaktadır.

İçten yanmalı motorların amacı, kullanılan yakıtın yakılması sonucu ortaya çıkan ısı enerjisini ve basıncı kullanarak krank milinin dönmesini sağlamaktır.

İçten yanmalı motorlarda yakıt, belli bir oranda hava ile karıştırılarak silindire (yanma odası) gönderilir. Karışım piston tarafından sıkıştırılarak yakılır. Piston ortaya çıkan basıncın etkisiyle yukarı yönlü bir salınım kazanır. Bu salınım krank mili yardımıyla kullanılacak yere (araçlarda tekerlek, testerede zincir) aktarılır. Yanma sonucu meydana gelen CO ve CO2 egzoz kısmından dışarı atılır.

İçten yanmalı motorlarda kullanılan bir sürü yakıt tipi vardır. Yakıt tipi değiştikçe motorun çalışma prensibi de değişmektedir. Mesela yakıt olarak benzin kullanılan motorlarda ateşleme için buji kullanılırken; yakıtı motorin olan araçlarda yanma işlemi sıkıştırma esnasında kendiliğinden meydana gelmektedir. Bunun sebebi motorinin yakıt enjektörüne g

Çalışma Prensipleri

elmeden önce ısıtma bujilerinden geçerek 700-900 °C sıcaklığa ulaşmış olmasıdır.

İçten yanmalı motorlar tek silindirli ve çok silindirli olmak üzere ikiye ayrılır. Çok silindirli motorlar 2-3-4-6-8-12 silindirli olabilirler.

İçten yanmalı motorlar silindirlerin sıralanış biçimlerine göre sıralı, V tipi, boksör, W tipi, yıldız tip olmak üzere beşe ayrılır. Sıralı motorlarda bütün silindirler tek sıra halinde yan yana konumlandırılmıştır. V tipi motorlarda silindirler karşılıklı ve açılı konumlandırılmıştır. V tipi motorlarda karşılıklı silindirler arasındaki açı 60 veya 90 derece olarak ayarlanır. Sıralı tiple karşılaştırıldığında sürtünme daha az olduğundan verimlilik çok yüksektir. Boksör tip motorlarda silindirler zemine paralel ve aralarındaki açı 180 derecedir.

Bu motorların parça sayıları diğer motorlara göre daha az olmaktadır. Kam milleri üzerindeki kamlar karşılıklı supapları açar. Bu tip motorların titreşim seviyeleri diğer motorlara göre daha düşüktür. W tipi motorların silindir sayıları yüksektir. V ve VR motor tasarımları birleştirilerek yapılmıştır. Motorun ön kısmından motora bakıldığında iki adet V tipi motorun birleştirildiği görüntüsünü fark ederiz. Mantık olarak da öyledir. ‘’W’’ ismi burdan esinlenerek koyulmuştur. Yıldız tipi motorlarda bütün silindirler bir merkez etrafında yuvarlak çizecek şekilde konumlandırılmıştır. Bütün biyel başları ortak bir biyel muyusuna bağlanmıştır.

Esen kalmanız dileğiyle…

 

“I race to win. If I am on the bike or in a car it will always be the same.”

-Valentino Rossi

                

Kaynakça :

http://www.newworldencyclopedia.org/entry/Internal_combustion_engine

https://energy.gov/eere/energybasics/articles/internal-combustion-engine-basics

BilimX, yaklaşık 2 senedir ürettiği 120'den fazla bilimsel makaleyi revize ediyor. Şu anda yazıların %30'u revize edilip yayınlandı. Kasım ayında tamamı bitirilip bilimseverlere sunulacaktır.  İyi Okumalar!