1. Dünya Savaşı: İnfilâk, Tahrip ve Yıkım #8

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce, eğer önceki bölümlerini okumadıysanız aşağıdaki linkten başlayabilirsiniz:

1.Bölüm “Barut,Fitil ve Kibrit”

Bulgaristan’ın Savaştan Çekilmesi

1918 yılına gelindiğinde Bulgaristan’ın iç vaziyeti çok vahimdi. Almanya’ya gıda yardımında bulunması halkı yiyecek sıkıntısına götürmüş, tarıma dayanan ekonomisi de artık ciddi biçimde sarsılmaya başlamıştı. Üstelik Almanya’dan aldığı malî ve askerî yardımı da Mart ayından itibaren alamamaya başladı. Bulgar ordusu da özellikle yiyecek sıkıntısı dolayısıyla hayli huzursuz durumdaydı. Bu güçlüklerin üstüne Balkanlar’da Yunanistan’ın bir risk olarak belirmesi ve Yunan topraklarına müttefiklerin yoğun asker yığması, durumu daha da kötüye getirdi. İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin Sırp milislerinin de desteğini alarak 14 Eylül 1918’de toplu şekilde taaruz etmesinin ardından Bulgaristan hemencecik çözülüverdi ve savaştan çekilmek için masaya oturmak durumunda kaldı.

Osmanlı’nın Savaştan Çekilmesi

Osmanlı Devleti Brest-Litovsk Antlaşması ile Doğu’daki topraklarının tümünü Rus işgalinden kurtarmıştı. Hem bu ilerleme hem de Kafkasya bölgesinde, özellikle Azerbaycan ve Gürcistan topraklarında Bolşevik rejimin tanınmaması, Osmanlı Devleti’nin iştahını kabarttı. İngiltere ve Almanya’nın da halihazırda Kafkasya’da askeri birimleri mevcuttu. Enver Paşa’nın emriyle buraya hareket eden Osmanlı ordusunun temel amacıysa Bakü’ye ulaşmak ve oradan da Türkistan’a geçerek Türk birliğini kurmaya çaba sarfetmekti. Operasyon başarılı da oldu ve 1918 Eylül’ünde Bakü Osmanlı kuvvetlerinin eline geçti. Fakat Kafkasya’ya bu ehemmiyeti veren Osmanlı aynı önemi Ortadoğu topraklarına göstermedi. İngilizler 1918 Eylül’ünde Filistin’den bir taarruza atıldılar. Eylül ve Ekim ayları boyunca -üçü de bugün ayrı devletlerin başkentleri olan- Amman, Beyrut ve Şam teker teker düşerken buraya görevlendirilmiş Yıldırım Orduları en ufak bir direnç bile gösterememeksizin İngiliz taarruz birlikleri tarafından büyük ölçüde resmen imha edildi. Kalan birlikler de Mustafa Kemal Paşa komutasında Anadolu’yu savunmak üzere Güneydoğu Toroslar’a kadar çekildi. Osmanlı, Anadolu haricindeki bütün Ortadoğu topraklarını terk ediyordu.

Ahmed İzzet Paşa -Cumhuriyet dönemindeki soyadı: Furgaç- (1864–1937)

Talât Paşa kabinesi Ekim ayında görevden çekildi, bu yolla İttihat ve Terakki’nin on yıllık iktidarı sonlanmış oluyordu. Fakat Osmanlı Devleti’nin savaştan çekilmesinde en büyük rolü Bulgaristan’ın düşmesi oynadı. Bundan faydalanarak Trakya bölgesine, İstanbul ve Boğazlara çıkmak üzere yoğun asker yığan İngiliz ve Fransızların tehdidiyle karşı karşıya kalındı. Yeni kabineyi kuran İzzet Paşa da bu şartlar altında derhal mütareke aradı ve 30 Ekim 1918’de Mondros’ta masaya oturdu. Burada imzalanan mütareke ile Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı’ndan resmen çekiliyordu.

Bütün bu gelişmeler İttifak Bloğu için yenilginin habercisiydi. Osmanlı ve Bulgaristan’ın savaştan çekilmesiyle tabiri caizse kolları kanatları kırılan Merkezî Devletler de artık düşmanları karşısında tutunamayacak bir pozisyondaydılar. Avusturya-Macaristan, düşmanları bir yana kendi tebâsı olan milliyetçi kitlelerle bile başa çıkamayacak konuma gelmiş ve parçalanma yolunu tutmuştu; Almanya ise artık varını yoğunu ortaya dökmüş, fakat Bahar Taarruzu’ndan emeline ulaşamayarak ayrılmıştı. Artık savaşın sonu çok yakındı.

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Savaştan Çekilmesi

Avusturya savaşta yorgun düştüğünden ve peşpeşe başarısızlıklarla karşılaştığından dolayı 1916’lardan itibaren savaştan çekilmeye gayret göstermiş fakat hem barış teşebbüslerinin başarısız olması hem de Almanya’nın desteğiyle savaşa devam etmişti. Fakat 1918 yılına gelindiğinde devletin durumu çok daha vahimdi. Ekonomik sıkıntılar bir yana, Çeklerin, Sırpların ve Hırvatların millî bağımsızlık hareketleri artık devleti adamakıllı sendeletmeye başlamıştı. İmparator 18 Ekim’de devletin federal ve milli azınlıkların muhtariyetini onaylayıcı bir forma kavuşturulacağını belirterek milliyetçileri yatıştırmaya çalışsa da başarılı olamadı. Talep, tam bağımsızlıktı. Romanya’nın fetih yoluyla topraklarına katamadığı Transilvanya’nın Romenleri de şimdi milli bir harekete atılmışlardı.

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun etnik dağılımı

18 Ekim’de Paris’teki geçici Çek Hükümeti bağımsız Çekoslovakya’nın kurulduğunu ilan etti. Arkasından Macarlar da ayrı bir devlet kurduklarını ilan ettiler. Bunu da Zagreb’de Yugoslavya (Sırp-Hırvat-Sloven) Devleti’nin kurulması takip etti. İmparatorluğun dağılması üzerine Avusturya Almanları da Avusturya Cumhuriyeti’ni kurdular. Elbetteki cephede Avusturya Devleti için savaşan bütün Çek, Hırvat, Sırp, Sloven, Boşnak ve Macar askerleri yani Avusturya Almanları haricindeki kısmın büyük çoğunluğu, silahlarını bırakıp cepheyi terk ettiler. Bu, Avusturya ordusunun bir ihanetle çöküşü demekti. İtalyanların taarruza geçmesiyle birlikte Vittorio-Veneto bölgesindeki Avusturya hattının yarılması bir oldu. İmparator Karl bunun üzerine hemen mütareke istedi ve Avusturya İmparatorluğu savaştan çekildi. Aslına bakılırsa, artık imparatorluk değildi.

Almanya İmparatorluğu’nun Savaştan Çekilmesi ve Savaşın Sonu

Müttefikler, Almanların Bahar Taarruzu bittikten hemen sonra Yüz Gün Taarruzu olarak anılacak olan bir karşı taarruza geçtiler. Ferdinand Foch, yapılan toplantılarda artık müdafaa durumundan hücum durumuna geçilmesinin gerekliliğini dile getiriyordu. İngilizler Ortadoğu’dan kesin bir zaferle ayrılmış yüzlerce müfrezeyi daha buraya naklettiler. Amerikanlar da artık büyük bir askerî kuvvete erişmişlerdi Batı Cephesi’nde.

Alman Sosyalist lider Friedrich Ebert (1871-1925)

Aslında bu planlanmış bir taarruz değildi. Ağustos’tan itibaren yapılan peşpeşe ve ufak çaplı hücumların sonucu olarak ortaya çıkmıştı. Zaten Alman ordusunun peşpeşe hücumlar karşısında demoralize olması ve büyük kayıplar vermesi sonucunda yoğun tahkimatlarla donatılmış Alman hattı çözüldü. Almanlar kilometrelerce kovalandılar. 3 Kasım’da Alman donanma askerleri Kiel’de sosyalist teşvikiyle ayaklandılar, bunu da birkaç gün sonra ”İşçi ve Askerler Konseyi”nin kurulması takip etti. Sosyalistler Wilhelm’in barışı sağlamayacağı düşüncesindeydiler ve tam da bu düşünceleri sebebiyle 9 Kasım’da başkent Berlin’de bir ayaklanma çıkardılar ve aynı günde imparator II. Wilhelm tahttan alındı. Başbakanlık da sosyalist Friedrich Ebert’e bırakıldı. 11 Kasım’da yeni hükümet mütareke talebinde bulundu ve bu talep onaylandı. Harp sonlanıyordu.

Birinci Dünya Savaşı dünyanın üzerine nasıl hızlı bir şekilde kabus gibi çöktüyse aynı şekilde hızlıca uzaklaşmıştı. Ancak, yanında hadde hesaba sığmayacak kadar çok şey götürmüştü.

BilimX, yaklaşık 2 senedir ürettiği 120'den fazla bilimsel makaleyi revize ediyor. Şu anda yazıların %30'u revize edilip yayınlandı. Kasım ayında tamamı bitirilip bilimseverlere sunulacaktır.  İyi Okumalar!