Quantum Physics Wallpaper Quantum physic

Zaman Tek Mi?

E=mc² olarak bilinen ve Einstein’in Genel Görelilik Kuramı’nın öngörülerinden biri olan ‘zamanın göreceliliği’; mutlak bir zamanın olmadığını, her insanın kendi kişisel zaman ölçümü olduğunu söylüyor. Yani, ne yaptığımıza ve nerede olduğumuza bağlı olarak zamanımız genişliyor veya daralıyor diyebiliriz.

e mc 2.jpg

Bu konuyu anlamak için ilk olarak ‘frekans‘ kavramını bilmemiz gerek. Işığın frekansı demek, bir saniyedeki dalga sayısı demektir. (Sadece ışık değil; ses, deprem, radyo gibi birçok dalga türü daha var.) Ve frekans, enerji ile doğru orantılı olarak artıyor ya da aza.pngalıyor. Işık, Dünya’nın kütleçekim alanı içerisinde ilerledikçe enerjisini kaybediyor. (Işık neden kütleçekimden etkileniyor diye sorabilirsiniz, kinetik enerjisi nedeniyle.) Enerjisi azalan ışığın frekansı da düşüyor. Frekansının azalmasıyla dalga boyutu artıyor. (Yani iki dalga tepesi arasında geçen zaman artıyor denilebilir.)

Bulunduğumuz yükselti azalınca yani biz Dünya’nın merkezine yaklaşınca kütleçekim kuvveti artacağından frekans yukarıya göre daha az olur. Çünkü enerjisi azalan ışığın frekansı da azalır. Bu da demek ki; aynı olay için, yukarıdaki bir insan aşağıdakine göre daha kısa zaman harcıyormuş gibi görünür.

Biraz karmaşık gelmiş olabilir. Fakat 1962 yılında yapılan su kulesi deneyini öğrenince anlamak daha kolay olacaktır. Bu öngörünün doğruluğu bir su kulesinin üstüne ve altına konulan çok hassas iki saatle ölçülmüştü. Aynı anda başlatılan satler arasında, Dünya’nın merkezine daha yakın olan aşağıdaki saatin genel görelilik kuramıyla tam bir uyum içerisinde daha yavaş çalıştığı ve geride kaldığı ölçüldü. Yani daha yüksekteyken zaman daha hızlı akıyordu. Tıpkı biri dağın tepesinde, biri deniz seviyesinde yaşamış ikizler gibi. Dağın tepesinde yaşayan daha çabuk yaşlanacaktır. (Bu durumda yaşlanma farkı çok az olacaktır. Fakat ikizlerden biri ışık hızında çok yakın bir hızla uzay gemisinde seyahat edecek olsa, fark çok daha büyük olurdu. Seyehat eden döndüğünde, Dünya’daki kardeşini daha yaşlı bulurdu.)

Bu kuram sadece Dünya için değil, kütlesi olan her cisim için geçerlidir. Özellikle navigasyon sitemlerinde çok büyük önem taşıyor. Çünkü uydulardan gelen sinyaller de uzaydaki tüm cisimler tarafından çekiliyor. Eğer genel göreliliğin öngörüleri göz ardı edilseydi; navigasyon sistemleri ile hesap edilen konumlar, kilometrelerce yanlış çıkardı.

Bütün evren göz önüne alındığında; kütlesi olan herhangi bir cismin hareketi, kütleçekimi sebebiyle uzayda küçük de olsa bir bükülme etkisi yaratır. Bu bükülmeler de diğer cisimlerin hareketlerinin bükülme etkilerini etkiler. Bu da demek oluyor ki; temelde uzay ve zaman evrendeki her şeyi etkilediği gibi; her olaydan, her cisimden, her hareketten de etkileniyor.

ab.jpg
 Değişmeyen bir uzay ve mutlak bir zaman fikri, bu kuramın kanıtlanması ile birlikte yerini; değişken, dinamik, genişleyen ve başlangıcı ile bitişi olan bir uzay-zaman fikrine bıraktı. Böylece anlaşıldı ki; her şey, her an değişiyor…

 

Kaynak: Hawking, Stephan (2012), Zamanın Kısa Tarihi (İstanbul, Alfa Yayınları)

BilimX, yaklaşık 2 senedir ürettiği 120'den fazla bilimsel makaleyi revize ediyor. Şu anda yazıların %30'u revize edilip yayınlandı. Kasım ayında tamamı bitirilip bilimseverlere sunulacaktır.  İyi Okumalar!