1_OOWSoWHeQ5kyJ4N0P2ptNA

Zincirlerinizi Kırın: Bir Özgür Yazılım Manifestosu

Siz, şakırdamıyor diye zinciriniz yok mu zannediyorsunuz?

  Bilgisayar, hayatımızın tam anlamıyla her yerinde bulunan, evrensel bir makinedir. Bilgisayarı aşırı gelişmiş bir fonksiyon olarak düşünebiliriz. Bilgisayara yapmasını istediğiniz işleri söyler ve yapmasını beklersiniz. Yani bilgisayara emirler verirsiniz, bilgisayar da emirlerinize itaat eder ve uygular. Fakat bir bilgisayarı bir fonksiyondan ayıran bazı temel özellikler vardır. Bilgisayarınızın tamamıyla sizin emrinize amade olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat kullandığınız yazılımlar şirketler tarafından üretilir ve sizin emirlerinizi bu şirketlerin söylediği, izin verdiği kadar uygular.

  Bu durumda ya siz bilgisayarınızı ve programlarınızı kontrol edersiniz, ya da şirketler programlar aracılığıyla bilgisayarınızı ve sizi kontrol eder. Özgür Yazılım düşüncesine göre bir kişinin programı ve bilgisayarı tam anlamıyla kontrol edebilmesi için dört adet temel özgürlüğe ihtiyacı vardır.

  • Özgürlük 0: Kullanıcı yazılımı her amaç için çalıştırabilmelidir.
  • Özgürlük 1: Kullanıcı amaçlarını uygulayabilmek için yazılımın kaynak koduna erişebilmeli, yazılımın nasıl çalıştığını öğrenebilmeli ve yazılımı değiştirebilmelidir.

Bu iki özgürlük sayesinde kullanıcılar bağımsız olarak programı değiştirebilir ve programı kendi amaçları doğrultusunda kullanabilir. Fakat bu iki özgürlük tamamen bireyseldir.

  • Özgürlük 2: Kullanıcı yazılımın birebir kopyasını istediği zaman yayımlayabilme ve satabilme özgürlüğüne sahip olmalıdır.
  • Özgürlük 3: Kullanıcı yazılımın bir şekilde değiştirilmiş versiyonlarını istediği zaman yayımlama ve satabilme özgürlüğüne sahip olmalıdır.

Bu özelliklere sahip olan yazılımlara Özgür Yazılım denir ve yazılım kullanıcıların kontrolündedir. Fakat bu özgürlüklerden bir tanesi bile eksik ise bu yazılım Özgür Yazılım olmaktan çıkar ve kullanıcılar yazılımın kontrolü altına girer, böylece yazılımı üreten veya dağıtımını sağlayan şirketler yazılımları kullanarak kullanıcılar üzerinde haksız güç sahip olur, onları görünmez bir zincire vurur. Özgür Yazılım düşüncesinin temelleri bu zincirleri kırma hedefine dayanmaktadır.

Yazılımları iki şekilde ele alabiliriz:

  • Bunlardan ilkine çalıştırılabilir program denir, sadece sayılardan oluşan bu sistemi bazen programcılar bile anlayamaz. Bir yazılımın çalıştırılabilir kodlarının yayımlanması programlama bilgisi düşük bir kullanıcı için hiçbir şey ifade etmeyebilir.
  • Bunlardan ikincisine ise kaynak kod denir. Kaynak kodlar Java, C, Swift gibi programlama dilleri ile yazılır. Programcıların yazdıkları da budur. Bir yazılımın kaynak kodlarının yayımlanması ise programcılar için çok şey ifade eder.

Bir yazılımın kaynak kodlarının yayımlanmasının programcılar için çok şey ifade ettiğinden bahsettik. Fakat yazımın başında belirttiğim gibi bilgisayar evrensel bir makinedir. Bir kişinin bilgisayarı kullanabilmesi için programcı olmasına gerek yoktur. Aynı şekilde bir kişinin bir yazılımı kendi amaçları doğrultusunda kullanabilmesi için de programcı olmasına gerek olmamalıdır.

Kullanıcı yazılımı istediği biçime sokmak için istediği kişi ve gruplar ile çalışma özgürlüğüne sahiptir. Bu da Özgür Yazılım Topluluğunu oluşturur. Elbette herkes bireysel olarak kaynak kodunu çözemeyebilir. Bunu çözebilmek için her bireyin Özgür Yazılım topluluklarına ihtiyacı vardır. Tabi ki bu gruplarda üyelerin istekleri doğrultusunda yazılımı değiştirebilecek programcılar olması gerekmektedir. Tüm bu sistemin çalışmasını sağlamak için gerekenler ise Özgürlük 2 ve Özgürlük 3’tür. Bu özgürlüklerin varlık amacı Topluluğu sağlamaktır.

Özgür Yazılım ve GNU/Linux Hakkında

Özgür Yazılım düşüncesinin önderlerinden olan Richard Stallman 1983 yılında GNU adını verdiği tamamen özgür yazılım olan bir işletim sistemi geliştireceğini açıkladı. Bundan 9 yıl sonra, 1992’de proje neredeyse bitmişti fakat işletim sisteminin çekirdeği eksikti. O yıl Linus Torvalds Linux adını verdiği çekirdeği yayımlayarak işletim sistemini tamamladı ve ilk Tamamen Özgür İşletim Sistemi doğmuş oldu. Elbette Özgür Yazılım ilkelerinden Özgürlük 2 ve 3 sayesinde yazılım olduğu gibi kalmadı. Redhat gibi gruplar sayesinde geliştirildi/değiştirildi ve yayımlandı. Ortaya Ubuntu, Fedora, Trisquel gibi dağıtımlar çıktı. (Şuanda dünyada 1000’den fazla farklı Linux dağıtımı bulunuyor.)

Ne yazık ki özgürlüğe sahip olmanız, her zaman özgür olacağınız manasına gelmez. Bu dağıtımların çok küçük bir kısmı tamamen özgür durumda. Bazıları özgürlüğe yeterince değer vermeyen insanlar tarafından geliştirildiği için Özgür Yazılım ilkelerini ihlal edebiliyor veya özgür olmayan yazılımlar barındırabiliyor.

Özgür Olmayan Yazılıma Sahipsek Neler Olabilir?

Özgür Olmayan Yazılımlar oldukça kapalı sistemlere sahiplerdir. Yaptıklarını göremez, takip edemez, engelleyemez, değiştiremezsiniz. O ise sizi izleyebilir, sizi takip edebilir, sizi kısıtlayabilir ve istediklerinizi yapmaktan alıkoyabilir.

Bu söylenenler insanlara uzak gelebilir elbette, bunun için biraz da yaşanmış ve yaşanan somut örneklerden bahsedebiliriz:

  • Özgür Olmayan Yazılım uzaktan kitaplarınızı silebilir: Amazon’un George Orwell’e ait 1984 kitabı için yaptığı gibi.
  • Özgür Olmayan Yazılım geliştirici kullanıcıyı bazı özellikleri kullanıcının elinden almakla tehdit ederek onları zararlı güncellemeler yapmaya zorlayabilir: Sony’nin Playstation 3 üzerinden yaptığı gibi.
  • Özgür Olmayan Yazılım zorla yazılımdaki bazı noktaları değiştirebilir: Microsoft’un Windows işletim sistemindeki evrensel “Backdoor”ları kullanarak yapabildiği gibi.
  • Özgür Olmayan Yazılım kullanıcıyı sabote edebilir: Microsoft’un NSA’ya (Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı) Windows işletim sistemindeki açıkları göstererek kullanıcıların bilgisayarlarına nasıl saldırı yapabileceklerini söylediği gibi.

Kısacası daha önce de söylediğim gibi, Özgür Olmayan Yazılımın varlığında üreticiler kullanıcılar üzerinde haksız bir güce sahiptir ve bu güçleri kullanıcıların aleyhine kullanabilir, kullanılmasına sebep olabilir.

 

Açık Kaynak Kodlu Yazılım Hakkında

Açık Kaynak Kodlu Yazılım, Özgür Yazılım gibi geniş bir kavramın aksine sadece programın kaynak kodlarının ulaşılabilir olduğunu gösterir. Özgür Yazılım kullanıcıların program üzerinde tam hakimiyetini ve kullanıcıların amaçları doğrultusunda kat ettikleri yolları kısaltmayı, kolaylaştırmayı hedeflerken Açık Kaynak Kodlu Yazılım Özgür Yazılım ilkelerini gözetmeden daha çok yazılımın kullanıcılar tarafından geliştirilmesini amaçlar. Kullanıcıların kendi amaçları doğrultusunda hareket etmesini, kullanıcının geliştirdiği/değiştirdiği yazılımı yayımlamasını engelleyebilir.

Free Software Karışıklığı Hakkında

Özgür Yazılımın İngilizcedeki karşılığı “Free Software”dir. “Free” kelimesi hem Özgür hem de Bedava anlamlarına geldiğinden dolayı bir karışıklık yaratmaktadır. Özgür Yazılımın “Beleş Yazılım” ile alakası yoktur ve hiçbir ilkesinde bahsedilmez. Fakat Özgür Yazılım kendi doğası gereği zaten bedavadır. Özgürlük 1’de bahsedildiği gibi kullanıcı kaynak kodlarına erişebilir ve değiştirebilir, Özgürlük 2’de bahsedildiği gibi kullanıcı birebir kopyayı yayımlanabilir, son olarak Özgürlük 3’te bahsedildiği gibi kullanıcı değiştirdiği kopyayı bile yayınlayabilir. Sonuç olarak özgür bir yazılımın ücretli olması zaten mantıksızdır. Bunun yerine Özgür Yazılımların kendilerine ait vakıfları vardır ve bu yazılımlardan yararlanan insanlar isterlerse bu vakıflara bağışta bulunabilir.

Özgür Yazılım Devrimi ve Buna Yönelik Engeller Hakkında

Dünya üzerindeki çoğu sunucu özgür yazılım olduğu için GNU/Linux işletim sistemini kullanıyor. Elbette onlar da bu özgürlükten sonuna kadar yararlanma hakkına sahip. Fakat Özgür Yazılımın düşüncesi tüm insanları zincirlerinden kurtarmak ve tüm bilgisayarları özgür yazılımlı hale getirmektir. Bu yüzden asıl önemli olan sizin, kullanıcıların özgürlüğüdür. Tabi ki buna ulaşmak için bazı engelleri aşmamız gerekiyor.

Bunlardan birincisi kullanıcıların üzerinde sağladıkları kontrol sayesinde para kazanan devasa şirketler ve bu şirketler daha az para kazanmalarına sebep olacak Özgür Yazılım Devriminden hiç ama hiç hoşlanmamakla birlikte başarıya ulaşmasını da istemiyorlar.

İkincisi ise medya kuruluşlarının özgür yazılımdan pek bahsetmeyişi, bunun yerine bazı etik sebeplerden dolayı Özgür Yazılım düşüncesi ile benzer olmasına rağmen bir takım ayrılıkları olan başka bir terim kullanıyorlar: Açık Kaynak Kodlu Yazılım. Fakat buradaki önemli nokta şu: Eğer ki özgürlük istiyorsak, özgürlükten bahsetmeliyiz. Gelişmesine hiçbir katkıda bulunmasak bile her “Özgür Yazılım” dediğimizde Özgür Yazılım Devrimi’ne katkıda bulunmuş oluruz.

Üçüncü bir engel ise çoğu okulun özgür olmayan yazılımlar ile öğretim yapması ki okulun görevi kendi ayakları üzerinde durabilen, bağımsız, öz güven sahibi, iş birliği yapabilen, özgür vatandaşlar yetiştirmektir. Bu da okullarda öğrencilere Özgür Yazılımın öğretilmesini gerektirir. Bunun bir diğer sebebi ise öğretim için önemli olmasıdır. İleride programcı olmak isteyen ve yazılımların nasıl işlediğini öğrenmeye çalışan iki öğrenciden biri özgür olmayan yazılımı incelerken kaynak kodlarının saklı olması sebebiyle hiçbir şey öğrenemezken diğer öğrenci özgür bir yazılımın dili hakkında bilgi edinerek kaynak kodları sayesinde rahatlıkla işleyişini anlayabilir.

Dördüncüsü ise donanım üreticilerinin bazı donanımlarda nasıl özgür yazılım kullanacağımızı söylememelerinden kaynaklanıyor. Bu oldukça şaşırtıcı çünkü bize ürünlerini satmak istiyorlar fakat onu nasıl kullanacağımızı söylemiyorlar. Bize: “Al sana özgür olmayan bir yazılım, çalıştır ve sus, bizi rahatsız etme.” diyorlar. Bizse bütün o 01111001 kodlarını inceleyerek donanımını çalışma tarzını öğreniyor ve ancak bu şekilde kendi amaçlarımız doğrultusunda kullanabiliyoruz.

Son Söz

İnsanların ortaya attığı her yeni fikir, ürettiği her yeni icat, keşfettiği her yeni iş beraberinde yeni ve gerekli insan hakları getirir. Tüm bu haklar birbirine bağlıdır, birbirinden destek alırlar. Bir tanesinden vazgeçersen dengeyi korumak giderek zorlaşır. Bu günlerde bilgisayar ve yazılım toplum içerisinde çok önemli bir yere sahip ki Özgür Yazılım artık hepimizin farkına varması ve korumaya çalışması gereken oldukça önemli bir özgürlük.

Sonuç olarak: Siz özgür yazılıma nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Yazılımlarınızı özgür halde yazabilir, özgür yazılım kullanmayı öğrenip öğretebilir, organize olup özgür yazılıma geçiş konusunda faaliyet gösterebilir, en azından “Özgür Yazılım” diyerek bu düşünceyi yayabilirsiniz.

Özgür Yazılımcılar, görüş ve niyetlerini gizlemeyi reddederler. Varsın teknolojiye egemen şirketler bir Özgür Yazılım Devrimi ürküntüsüyle tir tir titresinler. Özgür Yazılımcıların, zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yok. Bir dünya var kazanacakları!

Bütün ülkelerin Özgür Yazılımcıları, birleşin!

Kaynakça:

Düşünceler

https://www.gnu.org/gnu/linux-and-gnu.html

https://www.debian.org/releases/jessie/amd64/ch01s02.html.en

TedX Geneva2014 Richard Stallman

https://www.gnu.org/philosophy/free-software-for-freedom.html

Bilinçaltınızın Tanrısı Olun: Lüsid Rüya

Bilinçaltınızın Tanrısı Olun: Lüsid Rüya 

Bir tramboline atlayıp uzaya çıkmak ister miydiniz? Ya da görünmez bir şekilde İstiklal Caddesinde insanlara çarparak yürümek… Hava durumunu kontrol etmek, sırf bir kardan adam yapmak için yazın ortasında kar yağdırmak ister miydiniz? Dağları yerinden oynatmak, gezegenlerle bilye oynamak, piramidleri üst üste koyup değişik şekiller yapmak, kafanıza göre binalar yerleştirmek ister miydiniz? Bu yazıyı okuduktan sonra siteyi kapatıp yatağınıza uzanın ve neler yapabileceğinizi, hayal gücünüzün sınırlarının olmadığını görün. Bilinçaltınızın Tanrısı olun.

Peki teknoloji yeterince gelişene kadar bunlara erişmenin en basit ve muhtemelen tek yolu olan Lüsid Rüya nedir? Lüsid Rüya kişinini rüyasında benliğinin ve rüya döngüsünün farkında olduğu bir rüya deneyimidir.  Lüsid Rüya içerisindeyken kişi rüyanın karakterleri, hikayesi ve mekanı üzerinde belli bir derece kontrol sahibidir. Lüsid Rüya hakimi, Titanik’i  batmaktan kurtarabilir, hatta onu bir uçak haline getirebilir; Di Caprio yerine başka birini oynatabilir veya direk Jackin yerine kendisi geçip olaylara dahil olabilir.

Biraz Daha Derine İnelim

Lüsid Rüya daha detaylı olarak açıklarsak rüya gören kişinin rüyada olduğuna dair farkındalığına ve rüya içerisindeyken rüyanın karakterlerini, mekan ayrıntılarını ve olay gidişatını kendi iradesi ile kontrol edebilme yetkisine sahip olması ile karakterize özel bir durumdur.

 

Bir rüyanın Lücid Rüya haline gelmesini sağlayan temel özellik, devam etmekte olan rüya sanal gerçekliği ve bilinçaltı döngüsünün içinde olduğuna dair bilginin rüyayı gören kişi tarafından kavranmasıdır.

 

 

Lüsid rüya gören kişiler verdikleri raporlarda, rüya esnasında tüm bilişsel becerileri üzerinde hakimiyet kurduklarını rapor etmişlerdir:

  • Açık bir biçimde akıl yürütebildiklerini,
  • Normal yaşamdaki durumları rüyada hatırlayabildiklerini ve isteğe bağlı bir biçimde davranabildiklerini,
  •  Uyumadan önce yaptıkları planlar üzerine hareket edebildiklerini belirtmişlerdir.

lucid dream ile ilgili görsel sonucu

Lüsid Rüyalara dair en kapsamlı tanımlama 1985 yılında Paul Tholey tarafından yapılmıştır. Tholey’e göre eğer bir kişi rüyadayken aşağıdaki 7 duruma haiz ise o kişi Lüsid Rüya görmektedir:

  • Rüya görüldüğüne dair tam farkındalığa sahip olma
  •  Özgür karar alma imkânına sahip olma
  •  Bilincin açık olması
  •  Tüm duyuların algılanabilmesi
  • Uyanıklık durumuna ait hafızaya sahip olma
  •  Uyanıklık ve rüya durumlarında lusid rüya deneyimine ait belleğe sahip olma
  •  Sembollerin anlamlarının farkında olma

Yukarda adı geçen faktörlerin bir kısmı ya da tamamı Lüsid olmayan/normal Rüya durumlarında ortaya çıkmamaktadır. Normal rüyada, rüya gören kişi düş senaryosunun etkisinde ve yönlendirmesindedir. Dolayısıyla bilinç durumu ancak senaryonun izin verdiği ölçüdedir. Lüsid Rüyada ise rüya gören senaryonun bizzat hâkimi ve kurucusudur.

lucid dream ile ilgili görsel sonucu

Lüsid Rüya ve Bilinç

Bilinç durumlarını temel olarak ikiye ayırabiliriz. Birincil bilinç, geçmişin, şimdinin ve geleceğin harmanlanmış hali ile karakterize durumdadır ve yaşanmakta olan şimdi ile yönetilmektedir. Bu modda rüya gören kişi devam eden deneyimi ve rüya döngüsünü kontrol etme ve etkileme yeteneklerinden mahrumdur.  Onun tek seçeneği ani ve durmadan değişen görüntüyü kopyalamaktır.

Uyanıklık durumunda ise kişi, ikincil moda (yüksek düzey bilinç) girer. Bu mod kişinin biraz sonraya dönük plan yapmasına, geçmişe yönelik refleks göstermesine ve geleceğe dair düşünmesine olanak sağlamaktadır.

Lüsid Rüyada bilinç hem uyanıklıktakine benzer plan kurma, mantık yürütme gibi beceriler sergilerken hem de rüyanın kendine has karakteri olan içeriklerin var olması sebebiyle iki bilincin de karakteristiğini gösteriyor diyebiliriz. Dolayısıyla lusid rüyalar bilincin bir hibrit durumudur.

bilinç ile ilgili görsel sonucu

Lüsid rüyanın ilginç özelliklerinden biri de eğitimle öğrenilebilen bir nitelik taşımasıdır. Herhangi bir eğitim almamış normal popülasyonun %5’i haftada bir, %30’u yılda birkaç berrak rüya görürken, popülasyonun %50’si berrak rüyayı hiç deneyimlemez. Bu düşük oranların üstüne çıkmak için, bazı teknikler geliştirilmiştir.

stephen laberge ile ilgili görsel sonucu

LaBerge tarafından geliştirilen “bilişsel” tekniğe göre, denek uykuya dalmadan önce lusid rüyaya girdiğine dair provalar yapar, lusid rüyayı bir kaç kez hayalinde canlandırır. Denek böylece rüya gördüğü zaman rüyada olduğunu hatırlaması için kendini bir nevi şartlandırır.

“Hayal/gerçek testi” olarak adlandırılan başka bir teknikte kişi gün içinde kendisine düzenli bir şekilde rüyada olup olmadığını sorar. Böylece çevresindeki muhtemel uyuşmazlıkları değerlendirme imkânı bulur. Söz konusu bu değerlendirmeyi rüyada da yaparak lusid rüyaya geçişini kolaylaştırır.

inception totem arthur ile ilgili görsel sonucu

“Niyet” tekniğinde birey uykuya dalmadan önce kendisini olabilecek en yoğun şekilde rüyada olduğunu hayal eder ve böylece rüya gördüğünün farkına varır. Niyet tekniği, LaBerge’nin bilişsel tekniğine benzemektedir ancak, niyet tekniğinde hatırlatıcı, anımsatıcı içerik bulunmamaktadır. Bu nedenle bilişsel teknikte kişi rüyada olduğunu hatırlar, niyet tekniğinde ise rüyada olduğunu fark eder.

Yine başka bir teknikte, kişi uyumadan önce rahat bir durumdayken gece sürecinde lusid rüya göreceğine dair kendi kendine telkinde bulunur. Bu tekniklerin yanı sıra rüya esnasında bir teypten “bu bir rüya” şeklinde bir cümlenin dinletilmesi, ışık, su, dokunma, bileğe hafif elektrik verme ve de sallama (hamakta uyuma) şeklinde dışarıdan bir uyaran verilerek uygulanabilen teknikler de vardır.

Bunların dışında asetilkolin esteraz inhibitörü bir ilaç olan donezepil kullanımının da berrak rüya durumlarını arttırdığı gözlenmiştir.

Lüsid Rüyalar Tekrarlayan Kabuslar için Bir Terapi Olabilir

Kabuslar uzun ve korkutucu rüyalardır ve genelde hayatta kalmayı, güvenliği ya da özsaygıyı tehdit eden içeriklere sahiptirler. İnsanların çoğu nadiren de olsa kabuslar görür ancak kabuslar bazen sık tekrarlayan hale gelebilir ve önemli bir stres faktörü oluşturabilirler.

Lüsid Rüyayı tetiklemeyi temel alan psikoterapiler tekrarlayan kabusları tedavi etmede efektif bir yol olabilir. Kabusu berrak rüyayı çevirmenin muhtemel üç yararı vardır:

  • Denek kabusun negatif etkisinden kurtulmak için kendi iradesi ile uyanabilecektir.
  • İkinci olarak, denek rüya gördüğünün farkına vardığında, doğal olarak korkudan kurtulacak ve ortamda gerçek bir tehdidin olmadığını fark edecektir.
  • Üçüncü olarak denek, Lüsid Rüyanın niteliği olan rüya senaryosunu ya da içeriğini değiştirme olanağını kullanarak kabusu negatif etkisi olmayan ya da keyifli bir rüyaya dönüştürecektir.

Lüsid Rüya Motor Bozuklukların Rehabilitasyonuna Yardımcı Olabilir

İlginç bir şekilde, motor beceriler bilinçsiz bir şekilde ve öğrenme süreçleri olmadan da elde edilebilir. Bu gözlemlere göre, lüsid rüya esnasında hayali olarak hareket edebilme, uyanıklık durumundaki gerçek motor becerileri etkileyebilmektedir. Fiziksel rahatsızlıkları olan hastalar lüsid rüya esnasında bu rüyaların özelliklerini kullanarak potansiyel olarak motor ödev alıştırması yapabilir ve rüya tekrarlarının motor semptomları azaltıp azaltmadığını değerlendirebilirler.

Son Olarak: Lüsid Rüyanın Kısa Tarihi

Bu olguya gerçekleştirilen ilk değinmeler Antik Yunan döneminde görülür. Öyle ki Aristo şu ifadeleri kullanmıştır:

Genellikle bir kişi uyurken şuurun içinde kendisinin sunduğu şeyin bir rüya olduğunu beyan eden bir şey vardır.

Bu arada Galen of Pergamon Lucid Rüyaları bir terapi formu olarak kullanıyordu. Buna ek olarak, MS 415 yılında St. Augustine tarafından yazılan bir mektupta hayalperest bir doktor olan Gennadius’un hikayesini anlatıyor ve yine Lüsid Rüyaya işaret ediyordu.

ancient lucid dream ile ilgili görsel sonucu

Ayrıca Lüsid Rüya Doğu düşünce ve kültüründe hem Tibet Budist Pratiğinin ve bazı nidraların hem de Hint Hindu pratiğinin merkezinde yer alır. Bu farkındalığın geliştirilmesi, ilk olarak Budistler arasında yaygın bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor.

Bunun devamında 17. ve 18. yüzyılda  Sir Thomas Browne (Religio Medici eserinde.) ve Samuel Pepys (Günlüğünde.) gibi filozof ve düşünürler, Lüsid Rüya deneyimlerini yazdılar  ve Lücid Rüya hakkında yeterince bilimsel olmayan tahminler yürüttüler.

Fakat 19. yüzyılda, Lüsid Rüya farkındalığı hakkında kayda değer bir gelişim yaşandı. 1867 yılında Fransız sinolog Marie-Jean-Leon, anonim olarak Düşleri ve Onları Yönlendirmenin Yolları: Pratik Gözlemler eserini yayımladı ve kendi deneyimlerine dayanarak herkesin Lüsid  Rüya görebileceğini ve bilinçli rüya görmeyi öğrenebileceğini öne sürdü.

marie jean leon ile ilgili görsel sonucu

Ve 20. yüzyıldan itibaren, insanlık Lüsid Rüyaya daha fazla ilgi duydu ve araştırmaya girişti.

“Lüsid Rüya” Terimi ilk defa 1913 yılında Alman Psikiyatr Frederik van Eeden’ın “A Study of Dreams” adlı makalesinde kullanılmıştır.

frederik van eeden ile ilgili görsel sonucu

1968 yılında Celia Green daha önce yayınlanmış literatürü ve kendi çalışmalarından elde ettiği veriyi elden geçirerek bu tür rüyaların temel özelliklerini analiz etti. Green bunun sıradan rüyalardan tamamıyla farklı bir deneyim kategorisinde bulunduğu sonucuna vardı.

Lüsid rüya daha sonra rüya görenlerce önceden belirlenen rüya esnasında verilecek bir takım fiziksel tepkiler aracılığıyla araştırılmaya başlandı (Örneğin göz hareketi sinyalleri) Bu şekilde kişilerin lüsid rüya aktivitelerinin zamanlaması dışarıdan bir gözlemci tarafından belirlenebiliyordu.

lucid dream experiment ile ilgili görsel sonucu

1980’lere gelindiğinde Stephen LaBerge ve arkadaşları bilimsel olarak kontrol edilmiş bir sistem inşa ederek, eğitimli deneklerin uyku esnasında göz hareketlerini izleyerek rüyalarında lusiditeye girip girmediklerini dışarıdan belirlemişlerdir. LaBerge’nin tekniği sonraları berrak rüyayı deneyimleyen deneklerden eş zamanlı EEG kayıtları alınmasına olanak sağlamıştır.

Lüsid Rüya ile ilgili yapılan en önemli deneylerden birisine aşağıda yer verdik.

Deneyin uygulanacağı kişiye şu talimatlar verildi:

  • Lucid Rüya farkındalığının başladığı an gözünü kırpması.
  • Rüya içinde sesli olarak ona kadar sayması.
  • Sayım bittikten sonra yeniden göz kırpması

Deney başarılı bir şekilde sonuçlandı. İki göz kırpma arasındaki sürenin 10 saniye olduğu gözlendi. Böylece Lucid Rüya ve uyanıklıktaki zaman algısının aynı olduğu sonucuna varıldı.

lucid dream experiment ile ilgili görsel sonucu


Lüsid Rüya farkındalığını artırmak için çabalayabilir, çeşitli teknikler ve cihazlar kullanıp başarılı olabilirsiniz. Ama asla gerçekliğinizi kaybetmeyin.

inception totem ile ilgili görsel sonucu

 

Kaynakça

Andreas Mavrematis (1987). Hypnogogia: The Unique State of Consciousness Between Wakefullness and Sleep

Holzinger B, Laberge S, Levitan L. Psychological correlates of lucid dreaming. Dreaming 2006

Stumbrys, T., Erlacher, D., Schadlich, M., & Schredl, M. Induction of lucid dreams: A systematic review of evidence. Consciousness and Cognition, 2012

Dresler M, Wehrle R, Spoormaker VI, Steiger A, Holsboer F, Czisch M, Hobson JA. Neural correlates of insight in dreaming and psychosis. Sleep Medicine Reviews 2015

Véronique Boudon-Meillot. Galien de Pergame. Un médecin grec à Rome. Les Belles Lettres, 2012

Voss U, Schermelleh-Engel K, Windt J, Frenzel C, Hobson A. Measuring consciousness in dreams: The lucidity and consciousness in dreams scale. Consciousness and Cognition. 2013

http://www.newadvent.org/fathers/1102159.htm

Tse-fu Kuan (2008), Mindfulness in Early Buddhism

D’Hervey de Saint-Denys, Les Reves et Les Moyens de Les Diriger: Observations Pratiques, Paris/Amyot.

https://en.wikipedia.org

Dresler M, Wehrle R, Spoormaker VI, Koch SP, Holsboer F, Steiger A, Obrig H, Sämann PG, Czisch M. Neural correlates of dream lucidity obtained from contrasting lucid versus non-lucid REM sleep: a combinedEEG/fMRI case study. Sleep. 2012

Mota-Rolim SA, Araujo JF. Neurobiology and clinical implications of lucid dreaming. Medical Hypotheses. 2013

http://cns.medipol.edu.tr/

BilimX, yaklaşık 2 senedir ürettiği 120'den fazla bilimsel makaleyi revize ediyor. Şu anda yazıların %30'u revize edilip yayınlandı. Kasım ayında tamamı bitirilip bilimseverlere sunulacaktır.  İyi Okumalar!