gen-otomobil

Röportaj: Türkiye’nin İlk Elektrikli Otomobili: GEN

BilimX, Gen Otomobil’in Ofisinde!

Her gün biraz daha gelişen teknolojiye ayak uydurmaya çalışan Türkiye’miz petrollü araç pazarında diğer dünya devletleri arasında geri kaldığı gibi elektrikli araç pazarında da geri kalmak istememiş, bir yandan bu konuda TÜBİTAK ile AR-GE faaliyetlerine başlamış bir yandan da özel sektöre “Yerli elektrikli otomobil markası çıkaracak babayiğitler aranıyor!” çağrısında bulunmuştu.

Bugün bu babayiğitlerden biri olan ve ilk yerli elektrikli otomobil markası girişiminde bulunan Gen Otomobil’in üç yönetim kurulu üyesinden biri olan Nail Güzel ile, yaptıkları çalışmalar konusunda gerçekleştirdiğimiz röportajı sizlerle paylaşacağız.

 

Projeye ne zaman başladınız?

-Projeye 2014 yılında başladık. O yıl, GEN1 adını verdiğimiz bir elektrikli otomobil yaptık. GEN1 tamamen el yordamı ile yapılan bir araçtı. Demir şasesi vardı, gövdesi şu anda ürettiğimiz araçlardaki gibi karbon fiber değil, fiber glass’dı. Üzerine yurtdışından temin ettiğimiz motor, motor sürücü ve bir takım başka ekipmanlar koymuştuk. O tamamen “proof of concept” denilen, işin zorluklarını öngörmek ve ortaya bir prototip koyma amaçlı yapılan bir üründü. GEN1 projesini başarı ile tamamladıktan sonra elektrikli otomobillerde bulunan bütün alt sistemlere aşina olduk. Batarya paketi, batarya yönetim sistemi, elektrik motoru ve sürücüsü ve bunlar gibi diğer araç içi elektrik/elektronik ekipmanlarda ihtiyaçlarımızın neler olacağını öğrendik. Ondan sonra, otomotiv sektöründe tecrübesi olan mühendislerden oluşan bir ekip oluşturduk ve şu anda bu ekiple beraber Yıldız Teknopark içerisinde Ar-Ge çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz.

Araba şu an tamamlanmış vaziyette mi, seri üretime hazır mı?

-Üzerinde çalıştığımız 3 araç tipi var. Bunlar hatchback, sedan ve hafif ticari sınıfında bir araç. Hatchback model aracımızın projesini ve ilkörneğini tamamladık. Bu aracımız ile 6 Eylül 2017 tarihinde MMG’nin düzenlediği 2. Ar-Ge ve İnovasyon Zirvesine katılarak ilk defa görücüye çıktık. Sedan aracımızın ise projesi tamamlanmış ve çoğu parçası üretilmiş vaziyette, şu anda da montaj aşamasında. Atölye çalışmalarıyla bu aracı da tamamlamak üzereyiz. Geliştireceğimiz üçüncü model aracın, yani hafif ticari aracımızın ise proje aşamasındayız. Seri üretim konusunda ise asıl girişimlerimiz 2018 yılında olacak.

GEN ismi nereden geliyor?

-GEN ismi kurucularımızın baş harflerinden geliyor. Gürsel, Emin, Nail. Aslında biz bir aile şirketiyiz kuruluş olarak. Gürsel babamız, Emin benim abim, ben de Nail.

Aracın Teknik Özellikleri:

Aracınız tek şarj ile en fazla kaç km yol alabiliyor?

-Hatchback tipindeki aracımız 1 tam şarj ile 350 km yol yapabiliyor. Aslında batarya grubunu büyüterek menzili daha da arttırmak mümkün, ancak bu artışla beraber aracın ağırlığı ve buna bağlı birçok farklı parametre de etkileneceği için bu araca uygun batarya paketinin bu şekilde olması gerektiğini uygun gördük. Burada dikkat edilmesi gereken husus; uzun mesafe katedebilen, kullanışlı ve maliyet etkin bir araç tasarlamak. Ayrıca rejeneratif frenleme sistemi sayesinde, araç bir hızda ilerlerken ayağınızı gaz pedalından çektiğiniz zaman var olan enerjiyi pillere geri depolayarak menzilde artış da sağlayabiliyoruz.

Araç kaç saatte şarj oluyor?

-Evin prizine takılırsa yaklaşık 12 saatte, hızlı şarj noktalarında ise yaklaşık 1 saatte şarj oluyor. Türkiye’de de şarj istasyonları her geçen gün daha da yaygınlaşıyor. Bu konuda önemli çalışmalar yapan firmalar var ve yakın gelecekte ülkenin her noktasında şarj istasyonlarına ulaşımın çok kolay olacağına inanıyoruz, zira petrol tankerlerle taşınan bir madde iken elektrik şu anda bile ülkenin her tarafında mevcut. Önümüzdeki yıllarda elektrikli araçlar yaygınlaştıkça her sitede bir şarj istasyonu kurulması gibi zorunluluklar da getirilebilir.

Örnek: Elektrikli Araç Şarj İstasyonu

Aracınızın kablosuz şarj özelliği var mı?

-Şu an için bu konuda bir çalışmamız yok.

Aracınız 0-100 km arasını kaç saniyede çıkıyor?

-Hatchback için konuşacak olursak 8 saniye civarlarında 0’dan 100 km’ye çıkıyor.
Elektrik motorlarının kalkış esnasında sağladığı tork değeri sabit olduğu için, belli bir hıza kadar çok hızlı kalkış yapabilirsiniz. Bu nedenle elektrikli arabalarının benzin ve dizel yakıtla çalışan araçlarla kıyaslandığında en avantajlı olduğu noktalardan biri de bu. Tabii kalkış süresini etkileyen tek nokta araçtaki elektrik motorunun gücü değil. Batarya paketinin anlık olarak kaç amper verebildiği, aracın ağırlığı, aerodinamik tasarımı gibi faktörler de bu süreyi etkiliyor.

Aracınızın çıkabildiği son hız nedir?

-Geliştirdiğimiz araçlarda şanzıman bulunmadığı için, son hızımız yaklaşık 140 km/saat civarı. Zaten Türkiye’de otoyollarda yapabileceğiniz en yüksek hız 120 km/saat olduğu için bu konuda bir sıkıntımız yok.

Elektrikli araçlarda vites bulunuyor mu?

-İstenilse konulabilir, fakat ihtiyaç yok. Çünkü elektrik motorları, benzin ve dizel ile çalışan motorlara göre çok daha düzgün tork verebiliyor. Bu araçlar dururken, kalkış esnasında oldukça yüksek tork değerlerine ulaşabilirsiniz. Bu da konvansiyonel araçlarda ihtiyaç duyduğumuz, kalkışta düşük vitese takarak torku arttırma ihtiyacını yok ediyor. Bunun dışında, vites sistemi için yerleştirilen dişli sistemler de enerji tasarrufunda büyük bir düşüşe sebep oluyor. Bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı elektrikli araçlarda vites pek tercih edilmez.

 

Bu araba ne kadar yerli?

-Bu araçta yerli olmayan bir tek piller var. Bu pilleri şu an için maalesef Türkiye’den temin edemiyoruz. Fakat pil üretimi konusunda Ar-Ge faaliyetleri devam eden bazı şirketlerle görüşmelerimiz devam ediyor, yani bunu da yerlileştirmeye çalışıyoruz. Bu konudaki dışa bağlılığımızı yok etmek bizim için çok önemli. Pilleri yurtdışından temin etmek arabanın fiyatının da önemli bir bölümünü etkiliyor.

Bunun dışında, motor ve sürücü dahil ana sistemlerde bulunan tüm parçalar tamamen kendi tasarımımız ve üretimimizdir. Arabanın şasi ve gövdesi de tamamen özgün tasarımımız ve kendi üretimimiz olmakla beraber, ön takımlarda bulunan mekanik parçalar da kendi üretimimiz. Geliştirdiğimiz ürünlerin tasarım ve mühendislik işlerini hallettikten sonra kesim, döküm gibi işlerin bir kısmını kendi atölyelerimizde, bir kısmını ise iç sanayiide yaptırdık. Ama tabi çok kolay yapılabilecek, basit veya elektrikli araba ile alakalı olmayan bazı ek parçaları iç pazardan temin ettik. Onlar da zaten Türkiye’deki otomotiv fabrikalarında üretilen yerli malzemeler.

Bu projede toplam kişi görev aldı?

-Proje aşamasında toplam 12 mühendis yer aldı.

Anladığımız kadarıyla benzinli araçlar için motorun kalitesi, önemi ne ise elektrikli araçlar için de pil çok önemli bir faktör. Eğer Türkiye dünya piyasasındaki elektrikli araç rekabetinde sivrilip üste çıkmak istiyorsa özgün, kaliteli ve kendi hammaddeleri ile pil üretebilmeli. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

-Kesinlikle hak veriyorum sizlere. Ülkemizde pil üretmeliyiz. Yoksa bugün nasıl petrol için 50 sene ömür biçiliyorsa biz de ileride yeteri kadar pil bulmakta zorlanabiliriz. İşin ehli olan insanların buna el atması lazım. Gerek üretimde, gerek Ar-Ge’de. Acil bir şekilde! Buna hazırlıklı olmalıyız yoksa önümüz kesilir.

Pil için şu anda en çok tercih edilen maden lityum fakat sonuçta o da bir maden ve petrol gibi yakında onun da az bir ömrü kalabilir. O zaman pil üretiminde bir sıkıntı yaşar mıyız?

-Alternatif madenler var, tüm piller lityum tabanlı değil ki. Şu an lityum sadece daha popüler. İçindeki kimyasalları farklı olan piller de var. Lityum’a alternatif olabilecek enerji depolama sistemleriyle ilgili de bazı çalışmalarımız var. Bu çalışmalar başarılı olduğu takdirde ileride bu konuda da bilgi paylaşımı yapabiliriz.

Seri üretime nasıl geçebilirsiniz?

-Bu bizim vereceğimiz kararlara bağlı. İlk başta küçük süreçten başlamak gerekiyor. Yapılacak yatırımlarla beraber üretim kapasitemizi de kademeli bir şekilde büyüteceğiz.

Projenin yapım sürecinde en çok zorlandığınız an nedir?

-Teknik konularda birçok kez zorlandık, ancak geliştirdiğimiz ürünle halkın önüne çıkmak bizim için manevi bir eşikti diyebilirim. O yüzden, bu sorunuzun cevabı ilk defa halkla buluşmak olur.

Bizlerle tecrübelerinizi paylaştığınız için ve proje hakkında vermiş olduğunuz bilgilerden dolayı çok teşekkür ederiz. Ekibimiz ve tüm okurlarımız adına çok faydalı bir röportaj olduğuna inanıyoruz. Umarım herkes öykünüzden ve bu cesur girişiminizden ilham alır ve kendi nice başarılarla dolu hayırlı öykülerini yazarlar. Allahaısmarladık.

-Sağ olun, biz teşekkür ederiz.

Gen Otomobil’in reklam filmini izlemek için buraya tıklayın.

brain

Yapay Zeka Teknolojisine Hayatımızdan Örnekler

  • Yapay zeka, makinelerin karmaşık problemlere insanlar gibi çözümler üretmesini sağlama ile ilgilenen bir bilim dalıdır. 1950 yılında yapay zekanın öncülerinden olan Alan Turing bir yapay zeka testi önerdi ve bu testte yapay zekanın zekasını sayısal olarak ölçemeyeceğimizi bunun yerine davranışlarını değerlendirmemiz gerektiğini söyledi. Zaten cansız nesnelere yapay zekalarla insansı davranışlar oluşturma fikri çok uzunca süredir konuyla ilgilenen bilim adamlarının aklını kurcalamaktadır. Peki yapay zekanın insan hayatına etkileri ve sonuçları neler olabilir?

Yapay zekanın kullanılma potansiyeli olan binlerce uygulama alanı bulunmaktadır. Bilgisayar oyunları, robotik hayvanlar, eğlence dünyası, üretim, askeri kontrol ve hedef tespiti gibi savunma sanayi gibi geniş bir yelpaze dışında bankacılık sağlık ve sigorta şirketlerinde müşteri davranışları gibi çok fazla miktarda bilgi işlemi gerektiren alanda kullanılabilir.

Yapay zekanın üzerine yapılan araştırmaların artması ve hızlanması ile günlük hayatımızda farklı etkileri olacaktır. Gelecekte insanlar yerine robotlar savaşacak diyebiliriz. Cebimizde taşıdığımız telefonlarda sağlığımız, işimiz, günlük programlarımız gibi alanlarda bizi yönlendiren yapay zeka uygulamalı mevcut olup hayatımıza farklı şekillerde farklı alanlarda girmiş olmaktadır. Ayrıca yapay zeka teknolojisiyle ses tanıma, parmak izi okuma, görüntü işleme, doğal dil işleme, muhakeme yapma uygulamaları yapılmaktadır. Evlerimizdeki ve hatta ceplerimizdeki birçok elektronik eşya yapay zeka ile donatılmış durumdadır.

Basitten karmaşığa doğru beş yapay zeka sistemini örneklersek;

►Apple Siri

Applenin Siri uygulaması kitap dahisi diyebileceğimiz bir düzeyde sorduğumuz sorulara cevap verebilecek kapasite de ve cevabı çok bariz bazı sorulara cevap vererekbazı emirlerimize itaat etme gibi yeteneklere sahiptir .

Microsoft Cortana

Microsoft’un yapay zekası Cortana Siri’nin üzerine birkaç özellik ekleyerek bir adım öne geçiyor. Örneğin daha önceden sorduğunuz bir sorunun kendisini ve cevabını hatırlayarak sonraki soruların cevaplarını daha etkili bir şekilde bulabiliyor.

Google Now

Google, Cortana’nın öğrenme algoritmasını biraz daha karmaşıklaştırarak sizinle sohbet edebiliyor.

► IBM Watson

Watson yapay zekanın göz bebeklerinden bir tanesi… Watson karmaşık hastane kayıtlarını analiz ederek mantıklı sonuçlar çıkartabiliyor ve bunları size sunabiliyor.

► IPsoft Amelia

ıpsoft amelia ile ilgili görsel sonucuYapay zeka camiasının yeni yıldızlarından Amelia artık ticari bir ürün olarak da satışa çıkarıldı. Amelia da önceden saydıklarımızın aksine bir de duygusal farkındalık eklenmiş. Gelecekte bu sistemin müşteri hizmetlerinin yerini tamamiyle alması bekleniyor.

Ne Kadar Güvenebiliriz?

Yapay zeka uygulamalarının üretim, savunma, güvenlik, istatistik, iletişim ve sağlık gibi alanlarda yoğun kullanımının artmasıyla beraber hızlı ve faydalı etkilerinin olacağı kesindir. Fakat son kararın işin uzmanları tarafından verilip raporlanması ve nihai sonuca erişimin sağlanması, kontrol ve takip sürecinin de güncel bir şekilde insanlar tarafından yapılması gerekmektedir. Böylece yapay zeka uygulamalarının teknolojiden kaynaklanan eksiklerinin vereceği olumsuz etkiler azaltılmış olacaktır.

videoblocks-concept-of-hyperloop-high-speed-white-passenger-train-moves-in-transparent-glass-tunnel-against-a-background-of-blue-sky-seamless-looping-element_bt4g9ku-m_thumbnail-full01

Ulaşımda Devrim: Hyperloop

We’re not selling transportation, we’re selling time.

Dünya, farkında olamadığımız bir hızla değişiyor. Her gün yeni bir kavram daha hayatımızda yer ediniyor. Bunlardan bir tanesi de, yukarıda gördüğünüz slogan ile yola çıkan ve ulaşımda devrimin öncüsü olacak olan Hyperloop.

2013 yılında, Elon Musk tarafından ortaya atılan Hyperloop (Bu fikri ortaya atan ilk kişi o değildir.) , o günlerden beri merak edilen bir konu oldu. O dönemde, Hyperloop ile ulaşılabilecek hızlar kamuoyu ile paylaşıldıktan sonra bu durum, pek çok insan için “uzak bir gelecekte gerçekleşebilecek” bir konu olarak kalmıştı. Fakat 4 yıllık süreç içinde Hyperloop, bu durumun hiç de düşünüldüğü gibi olmadığını gösterdi.

Hyperloop

Hyperloop, ilk deneme sürüşlerinde saatte 70 km/s’lik bir hıza ulaşmıştı. Fakat geçtiğimiz aylarda yapılan ikinci denemelerde 308 km/s‘lik hıza ulaşan Hyperloop, önceki denemelere göre büyük bir yol katetti. Projenin nihai hedefi ise, 1200 km/s’lik hıza ulaşmak.

Musk, Hyperloop’u ilk olarak New York ve Washington arasında kurmak istediğini belirtmişti. Geçtiğimiz yaz aylarında ise Boring Company aracılığı ile bu hayal gerçekleşme yoluna girdi. Boring Company, New York ve Washington arasını 29 dakikaya indirecek olan –normal süresi uçak ile 1 saat– Hyperloop için gerekli hükümet onaylarını aldı.

Peki Hyperloop’un bu muazzam hızı nereden geliyor?

Şu anda kullandığımız ulaşım araçlarının hızlarının neden çok daha fazla olmadığını hiç düşündünüz mü? Çünkü karşınızda çok büyük bir engel var: Sürtünme kuvveti. Yol veya ray ile yapılan sürtünme kuvveti sonucu motorun ürettiği gücün büyük kısmı sürtünme nedeniyle ısınan tekerlekler yüzünden atık ısı olarak havaya karışıyor. Bu sebeple, hızlanan araçlarda motorun benzin yakarak ürettiği enerjinin gittikçe daha az kısmı işe dönüşüyor.

Hyperloop ise, ray ötesi bir sistem kurarak sürtünme kuvvetini çok yüksek ölçüde ortadan kaldırıyor. Kapalı bir kapsül içerisinde, manyetik yastıklarla havada yolculuk edecek olan Hyperloop, bu sayede sürtünme engeline takılmadan çok yüksek hızlara ulaşabiliyor.

Ray Ötesi Sistem

 

Sürtünmenin kalkması ile Hyperloop’un elektrikli motorunun ürettiği enerjinin çok yüksek kısmı hızlanmak için harcanıyor.

Kaza yapar mı?

Musk’ın Hyperloop One şirketinin rakibi olan Hyperloop Transportation Technologies (HTT) şirketinin CEO’su Dirk Ahlborn geçtiğimiz sene Türkiye’de düzenlenen İnovasyon Haftası’nda “İnsan hatalarından kaynaklanan bir kaza yapma ihtimali yok.” açıklamasını yaptı.

İklim şartlarından etkilenmeyen, darbelere karşı dayanıklı bir kapsül içerisinde seyahat edecek olan Hyperloop’un herhangi bir çarpışmaya uğraması ihtimali yok. Bu sebeplerle, en güvenli ulaşım yollarından biri olacağı belirtiliyor.

Peki yapım maliyeti ne kadar?

Günümüzde bir hızlı trenin kilometre başına maliyeti, yaklaşık olarak 30 milyon dolardır. Hyperloop’un km başına maliyetinin ise, yaklaşık 13 milyon dolar olacağı tahmin ediliyor. Yani, hızlı trenden çok daha hızlı olan Hyperloop’un maliyeti, nispeten çok ucuz olacak.

Deneme testleri hızla devam ediyor. Hyperloop One ve Hyperloop Transport Technologies şirketleri, ilk Hyperloop hattını açmak için yoğun bir çaba sarf ediyorlar. İlk hattın ne zaman açılacağı ise kesin olarak belirlenmiş değil.

Ulaşımda devrim, daha yeni başlıyor ve oldukça uzun süreceğe benziyor. Elon Musk’ın, geçenlerde yaptığı “roketle ulaşım” fikrinden sonra Hyperloop’u geride bırakacak yeni teknolojiler konuşulmaya başlandı bile.

Acaba önümüzdeki on yıl içerisinde daha neler göreceğiz? Fakat sadece uzaktan seyretmek değil, daha iyisini yapmak için çalışmak dileğiyle, hoşçakalın.

Kaynakça:

  • hyperloop-one.com
  • pocket-lint.com
  • theguardian.com
  • ntv.com.tr
  • hürriyet.com.tr
1_OOWSoWHeQ5kyJ4N0P2ptNA

Zincirlerinizi Kırın: Bir Özgür Yazılım Manifestosu

Siz, şakırdamıyor diye zinciriniz yok mu zannediyorsunuz?

  Bilgisayar, hayatımızın tam anlamıyla her yerinde bulunan, evrensel bir makinedir. Bilgisayarı aşırı gelişmiş bir fonksiyon olarak düşünebiliriz. Bilgisayara yapmasını istediğiniz işleri söyler ve yapmasını beklersiniz. Yani bilgisayara emirler verirsiniz, bilgisayar da emirlerinize itaat eder ve uygular. Fakat bir bilgisayarı bir fonksiyondan ayıran bazı temel özellikler vardır. Bilgisayarınızın tamamıyla sizin emrinize amade olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat kullandığınız yazılımlar şirketler tarafından üretilir ve sizin emirlerinizi bu şirketlerin söylediği, izin verdiği kadar uygular.

  Bu durumda ya siz bilgisayarınızı ve programlarınızı kontrol edersiniz, ya da şirketler programlar aracılığıyla bilgisayarınızı ve sizi kontrol eder. Özgür Yazılım düşüncesine göre bir kişinin programı ve bilgisayarı tam anlamıyla kontrol edebilmesi için dört adet temel özgürlüğe ihtiyacı vardır.

  • Özgürlük 0: Kullanıcı yazılımı her amaç için çalıştırabilmelidir.
  • Özgürlük 1: Kullanıcı amaçlarını uygulayabilmek için yazılımın kaynak koduna erişebilmeli, yazılımın nasıl çalıştığını öğrenebilmeli ve yazılımı değiştirebilmelidir.

Bu iki özgürlük sayesinde kullanıcılar bağımsız olarak programı değiştirebilir ve programı kendi amaçları doğrultusunda kullanabilir. Fakat bu iki özgürlük tamamen bireyseldir.

  • Özgürlük 2: Kullanıcı yazılımın birebir kopyasını istediği zaman yayımlayabilme ve satabilme özgürlüğüne sahip olmalıdır.
  • Özgürlük 3: Kullanıcı yazılımın bir şekilde değiştirilmiş versiyonlarını istediği zaman yayımlama ve satabilme özgürlüğüne sahip olmalıdır.

Bu özelliklere sahip olan yazılımlara Özgür Yazılım denir ve yazılım kullanıcıların kontrolündedir. Fakat bu özgürlüklerden bir tanesi bile eksik ise bu yazılım Özgür Yazılım olmaktan çıkar ve kullanıcılar yazılımın kontrolü altına girer, böylece yazılımı üreten veya dağıtımını sağlayan şirketler yazılımları kullanarak kullanıcılar üzerinde haksız güç sahip olur, onları görünmez bir zincire vurur. Özgür Yazılım düşüncesinin temelleri bu zincirleri kırma hedefine dayanmaktadır.

Yazılımları iki şekilde ele alabiliriz:

  • Bunlardan ilkine çalıştırılabilir program denir, sadece sayılardan oluşan bu sistemi bazen programcılar bile anlayamaz. Bir yazılımın çalıştırılabilir kodlarının yayımlanması programlama bilgisi düşük bir kullanıcı için hiçbir şey ifade etmeyebilir.
  • Bunlardan ikincisine ise kaynak kod denir. Kaynak kodlar Java, C, Swift gibi programlama dilleri ile yazılır. Programcıların yazdıkları da budur. Bir yazılımın kaynak kodlarının yayımlanması ise programcılar için çok şey ifade eder.

Bir yazılımın kaynak kodlarının yayımlanmasının programcılar için çok şey ifade ettiğinden bahsettik. Fakat yazımın başında belirttiğim gibi bilgisayar evrensel bir makinedir. Bir kişinin bilgisayarı kullanabilmesi için programcı olmasına gerek yoktur. Aynı şekilde bir kişinin bir yazılımı kendi amaçları doğrultusunda kullanabilmesi için de programcı olmasına gerek olmamalıdır.

Kullanıcı yazılımı istediği biçime sokmak için istediği kişi ve gruplar ile çalışma özgürlüğüne sahiptir. Bu da Özgür Yazılım Topluluğunu oluşturur. Elbette herkes bireysel olarak kaynak kodunu çözemeyebilir. Bunu çözebilmek için her bireyin Özgür Yazılım topluluklarına ihtiyacı vardır. Tabi ki bu gruplarda üyelerin istekleri doğrultusunda yazılımı değiştirebilecek programcılar olması gerekmektedir. Tüm bu sistemin çalışmasını sağlamak için gerekenler ise Özgürlük 2 ve Özgürlük 3’tür. Bu özgürlüklerin varlık amacı Topluluğu sağlamaktır.

Özgür Yazılım ve GNU/Linux Hakkında

Özgür Yazılım düşüncesinin önderlerinden olan Richard Stallman 1983 yılında GNU adını verdiği tamamen özgür yazılım olan bir işletim sistemi geliştireceğini açıkladı. Bundan 9 yıl sonra, 1992’de proje neredeyse bitmişti fakat işletim sisteminin çekirdeği eksikti. O yıl Linus Torvalds Linux adını verdiği çekirdeği yayımlayarak işletim sistemini tamamladı ve ilk Tamamen Özgür İşletim Sistemi doğmuş oldu. Elbette Özgür Yazılım ilkelerinden Özgürlük 2 ve 3 sayesinde yazılım olduğu gibi kalmadı. Redhat gibi gruplar sayesinde geliştirildi/değiştirildi ve yayımlandı. Ortaya Ubuntu, Fedora, Trisquel gibi dağıtımlar çıktı. (Şuanda dünyada 1000’den fazla farklı Linux dağıtımı bulunuyor.)

Ne yazık ki özgürlüğe sahip olmanız, her zaman özgür olacağınız manasına gelmez. Bu dağıtımların çok küçük bir kısmı tamamen özgür durumda. Bazıları özgürlüğe yeterince değer vermeyen insanlar tarafından geliştirildiği için Özgür Yazılım ilkelerini ihlal edebiliyor veya özgür olmayan yazılımlar barındırabiliyor.

Özgür Olmayan Yazılıma Sahipsek Neler Olabilir?

Özgür Olmayan Yazılımlar oldukça kapalı sistemlere sahiplerdir. Yaptıklarını göremez, takip edemez, engelleyemez, değiştiremezsiniz. O ise sizi izleyebilir, sizi takip edebilir, sizi kısıtlayabilir ve istediklerinizi yapmaktan alıkoyabilir.

Bu söylenenler insanlara uzak gelebilir elbette, bunun için biraz da yaşanmış ve yaşanan somut örneklerden bahsedebiliriz:

  • Özgür Olmayan Yazılım uzaktan kitaplarınızı silebilir: Amazon’un George Orwell’e ait 1984 kitabı için yaptığı gibi.
  • Özgür Olmayan Yazılım geliştirici kullanıcıyı bazı özellikleri kullanıcının elinden almakla tehdit ederek onları zararlı güncellemeler yapmaya zorlayabilir: Sony’nin Playstation 3 üzerinden yaptığı gibi.
  • Özgür Olmayan Yazılım zorla yazılımdaki bazı noktaları değiştirebilir: Microsoft’un Windows işletim sistemindeki evrensel “Backdoor”ları kullanarak yapabildiği gibi.
  • Özgür Olmayan Yazılım kullanıcıyı sabote edebilir: Microsoft’un NSA’ya (Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı) Windows işletim sistemindeki açıkları göstererek kullanıcıların bilgisayarlarına nasıl saldırı yapabileceklerini söylediği gibi.

Kısacası daha önce de söylediğim gibi, Özgür Olmayan Yazılımın varlığında üreticiler kullanıcılar üzerinde haksız bir güce sahiptir ve bu güçleri kullanıcıların aleyhine kullanabilir, kullanılmasına sebep olabilir.

 

Açık Kaynak Kodlu Yazılım Hakkında

Açık Kaynak Kodlu Yazılım, Özgür Yazılım gibi geniş bir kavramın aksine sadece programın kaynak kodlarının ulaşılabilir olduğunu gösterir. Özgür Yazılım kullanıcıların program üzerinde tam hakimiyetini ve kullanıcıların amaçları doğrultusunda kat ettikleri yolları kısaltmayı, kolaylaştırmayı hedeflerken Açık Kaynak Kodlu Yazılım Özgür Yazılım ilkelerini gözetmeden daha çok yazılımın kullanıcılar tarafından geliştirilmesini amaçlar. Kullanıcıların kendi amaçları doğrultusunda hareket etmesini, kullanıcının geliştirdiği/değiştirdiği yazılımı yayımlamasını engelleyebilir.

Free Software Karışıklığı Hakkında

Özgür Yazılımın İngilizcedeki karşılığı “Free Software”dir. “Free” kelimesi hem Özgür hem de Bedava anlamlarına geldiğinden dolayı bir karışıklık yaratmaktadır. Özgür Yazılımın “Beleş Yazılım” ile alakası yoktur ve hiçbir ilkesinde bahsedilmez. Fakat Özgür Yazılım kendi doğası gereği zaten bedavadır. Özgürlük 1’de bahsedildiği gibi kullanıcı kaynak kodlarına erişebilir ve değiştirebilir, Özgürlük 2’de bahsedildiği gibi kullanıcı birebir kopyayı yayımlanabilir, son olarak Özgürlük 3’te bahsedildiği gibi kullanıcı değiştirdiği kopyayı bile yayınlayabilir. Sonuç olarak özgür bir yazılımın ücretli olması zaten mantıksızdır. Bunun yerine Özgür Yazılımların kendilerine ait vakıfları vardır ve bu yazılımlardan yararlanan insanlar isterlerse bu vakıflara bağışta bulunabilir.

Özgür Yazılım Devrimi ve Buna Yönelik Engeller Hakkında

Dünya üzerindeki çoğu sunucu özgür yazılım olduğu için GNU/Linux işletim sistemini kullanıyor. Elbette onlar da bu özgürlükten sonuna kadar yararlanma hakkına sahip. Fakat Özgür Yazılımın düşüncesi tüm insanları zincirlerinden kurtarmak ve tüm bilgisayarları özgür yazılımlı hale getirmektir. Bu yüzden asıl önemli olan sizin, kullanıcıların özgürlüğüdür. Tabi ki buna ulaşmak için bazı engelleri aşmamız gerekiyor.

Bunlardan birincisi kullanıcıların üzerinde sağladıkları kontrol sayesinde para kazanan devasa şirketler ve bu şirketler daha az para kazanmalarına sebep olacak Özgür Yazılım Devriminden hiç ama hiç hoşlanmamakla birlikte başarıya ulaşmasını da istemiyorlar.

İkincisi ise medya kuruluşlarının özgür yazılımdan pek bahsetmeyişi, bunun yerine bazı etik sebeplerden dolayı Özgür Yazılım düşüncesi ile benzer olmasına rağmen bir takım ayrılıkları olan başka bir terim kullanıyorlar: Açık Kaynak Kodlu Yazılım. Fakat buradaki önemli nokta şu: Eğer ki özgürlük istiyorsak, özgürlükten bahsetmeliyiz. Gelişmesine hiçbir katkıda bulunmasak bile her “Özgür Yazılım” dediğimizde Özgür Yazılım Devrimi’ne katkıda bulunmuş oluruz.

Üçüncü bir engel ise çoğu okulun özgür olmayan yazılımlar ile öğretim yapması ki okulun görevi kendi ayakları üzerinde durabilen, bağımsız, öz güven sahibi, iş birliği yapabilen, özgür vatandaşlar yetiştirmektir. Bu da okullarda öğrencilere Özgür Yazılımın öğretilmesini gerektirir. Bunun bir diğer sebebi ise öğretim için önemli olmasıdır. İleride programcı olmak isteyen ve yazılımların nasıl işlediğini öğrenmeye çalışan iki öğrenciden biri özgür olmayan yazılımı incelerken kaynak kodlarının saklı olması sebebiyle hiçbir şey öğrenemezken diğer öğrenci özgür bir yazılımın dili hakkında bilgi edinerek kaynak kodları sayesinde rahatlıkla işleyişini anlayabilir.

Dördüncüsü ise donanım üreticilerinin bazı donanımlarda nasıl özgür yazılım kullanacağımızı söylememelerinden kaynaklanıyor. Bu oldukça şaşırtıcı çünkü bize ürünlerini satmak istiyorlar fakat onu nasıl kullanacağımızı söylemiyorlar. Bize: “Al sana özgür olmayan bir yazılım, çalıştır ve sus, bizi rahatsız etme.” diyorlar. Bizse bütün o 01111001 kodlarını inceleyerek donanımını çalışma tarzını öğreniyor ve ancak bu şekilde kendi amaçlarımız doğrultusunda kullanabiliyoruz.

Son Söz

İnsanların ortaya attığı her yeni fikir, ürettiği her yeni icat, keşfettiği her yeni iş beraberinde yeni ve gerekli insan hakları getirir. Tüm bu haklar birbirine bağlıdır, birbirinden destek alırlar. Bir tanesinden vazgeçersen dengeyi korumak giderek zorlaşır. Bu günlerde bilgisayar ve yazılım toplum içerisinde çok önemli bir yere sahip ki Özgür Yazılım artık hepimizin farkına varması ve korumaya çalışması gereken oldukça önemli bir özgürlük.

Sonuç olarak: Siz özgür yazılıma nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Yazılımlarınızı özgür halde yazabilir, özgür yazılım kullanmayı öğrenip öğretebilir, organize olup özgür yazılıma geçiş konusunda faaliyet gösterebilir, en azından “Özgür Yazılım” diyerek bu düşünceyi yayabilirsiniz.

Özgür Yazılımcılar, görüş ve niyetlerini gizlemeyi reddederler. Varsın teknolojiye egemen şirketler bir Özgür Yazılım Devrimi ürküntüsüyle tir tir titresinler. Özgür Yazılımcıların, zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yok. Bir dünya var kazanacakları!

Bütün ülkelerin Özgür Yazılımcıları, birleşin!

Kaynakça:

Düşünceler

https://www.gnu.org/gnu/linux-and-gnu.html

https://www.debian.org/releases/jessie/amd64/ch01s02.html.en

TedX Geneva2014 Richard Stallman

https://www.gnu.org/philosophy/free-software-for-freedom.html

Ampulun Karanlık Tarafı: Nikola Tesla

Ampulün Karanlık Tarafı: Nikola Tesla

Ünlü sihirbaz Robert Angier, Victoria Devri’nin en esrarengiz bilim insanı Nicola Tesla’dan kendisini ışınlayabilecek bir makine üretmesini ister. Bazı diğer mucitlerin aksine icatlarını zenginlerin ya da önemli kişilerin çıkarlarından ziyade insanlığın hizmetine sunmayı hedefleyen idealist Tesla amcamız, içinde Ölüm Işını, Hava Gemisi ve Uçan Çay Tabağı‘nın da bulunduğu ‘İcatlarım’ listesine yeni bir icat daha eklemek için harekete geçer. Peki hayatını fiziğe adayan bu adam aslında kimdir?

1. Draganic ve Ailesi

Asıl adıyla Nicola Draganic, 10 Temmuz 1856’da Sırp kökenli bir ailenin beş çocuğundan biri olarak dünyaya gelmişti. Babası bir papazdı. Annesi ise mucitti. Her ne kadar annesinin alanı pratik ev gereçleri olsa da Tesla, onun yaratıcı dahi olmaya aday olduğunu düşünüyordu.

Ağabeyi Dane’i, attan düşmesi sonucu beş yaşındayken kaybeden Nicola daha küçük yaşta bunalıma girdi ve davranışlarında şizofrenik belirtiler ortaya çıktı. Bütün bunlara rağmen fiziğe duyduğu aşk baskın gelmiş ve ailesi 1862 yılında Gospic’e göç ederken o, Karlovac’ta bir okula yerleşmişti. Ne yazık ki asosyalliği ve takıntıları sebebiyle okulu 3. sınıfta bırakmıştır. Bir mühendislik firmasında çalışmaya başladı ve bu dönem ağır bir depresyon geçirdi. Eğitim hayatını bir türlü düzene sokamayan Tesla, babasının isteği üzerine Charles Ferdinand Üniversitesi’ne başlamış fakat pederin ölümüyle okulu bırakmıştır.

2. Rekabet Yılları

Tesla, elektriğe herkesten daha farklı yaklaştı. Yaşadığı dönemde doğru akım, aydınlatmaya ve ısı elde etmeye en uygun yol olarak bilinirdi. Fakat Tesla, doğru akımda çok büyük bir direnç kaybı olduğunu fark etti ve Batı Broadway’de kurduğu deney laboratuvarında kafasında tasarladığı fikirleri hayata geçirmeye başladı. Keşfettiği alternatif akım sayesinde 1 yılda 18 patent aldı. Fikirleri çok orijinal idi ve şüpheye yer bırakmıyordu. Daha sonra laboratuvarında akkor lambası için pazar aramakla meşgul olan Thomas Edison’a rastladı. Ona “alternatif akım” planından bahsetti. Ama Edison bu fikirlere tümüyle ilgisiz kalarak “Sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun.” dedi. Bunun yerine Tesla’ya bir görev verdi ve 50.000 dolar vaat etti. Görevini tamamladığında ise Edison bunun bir Amerikan şakası olduğunu belirterek para ödemeyi reddetti.

Tesla bunun karşılığında istifa etmiştir. Uzun bir rekabet dönemi onları bekliyordur.

3. Sıra-dışı İcatları

Uzaktan radyo kontrolü, kablosuz yanabilen ampuller, telsizler, radarlar ve vericiler… Bunlar yaptığı yenilikler arasında en yaygın bilinenleridir. Bununla birlikte hayata geçirilmeyen, büyük devletler tarafından lanetlenmiş bir dizi daha icadı vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Ölüm Işını:

Nam-ı diğer Teleforce, Tesla’nın 1930’da icat ettiği, yoğun ısı enerjisiyle düşman tanklarını birkaç saniye içerisinde eritebilme potansiyeline sahip olan bir silahtır. Menzili 200 mildir. Bu icadıyla ilgili çalışmaları çalınmaya çalışılmış lakin başarısız olunmuştur. Ölümüyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri icatla ilgili dokümanlara el koymuştur.

Wardenclyffe Kulesi:

JP Morgan’ın yardımlarıyla 1901 yılında Tesla,  New York’ta devasa bir iletişim istasyonu inşa etmeye başladı. Bu proje sayesinde yere sokulan metal çubuklarla sınırsız enerji elde edilebilirdi. Tahmin edebileceğiniz gibi böyle bir şey zenginlerin daha fazla zenginleşmesini engelleyebilirdi. Projenin içeriğini öğrenen JP Morgan, 1906 yılında finanse etmeyi reddededi ve Wardenclyffe Kulesi inşa edilemedi.

Uçan Çay Tabağı:

Nicola Tesla yer çekimine meydan okumayı da ihmal etmedi. Yer çekimine karşı pervane veya petrol kullanımı olmadan, yüksek hızda uçan bir makine icat etti. Elbette ki bu icat hava endüstrisinde petrol pazarlamaya engel olacaktı. Hayata geçirilemedi.

4. Tarihin Tozlu Sayfalarına Karışması

Tesla aynı zamanda sıra-dışı bir kişiliğe sahipti. Hiçbir zaman evlenmedi ve yaşlandıkça toplumdan uzaklaştı. Ondan giderek daha az haber alınmaya başlanmıştı. Delirdiğine dair söylentiler dolanıyordu. II. Dünya Savaşı sırasında ölü bulunmuştur ve askeri yöneticiler bütün belgelerine el koymuşlardır. Buldukları kayıtlara dair hiçbir şey duyurulmamıştır. Edison sadece elektrik ampulünü geliştirerek dünya çapında pek çok ders kitabında yer almayı başardı.  Buna karşın fizik dünyasına yüzlerce yenilik getiren Tesla’nın değeri hiçbir zaman bilinemedi.

 

KAYNAKÇA:

http://www.gzt.com/teknoloji/nikola-teslanin-herkesten-gizlenen-ve-cok-tehlikeli-olan-5-icadi-2590787#cxrecs_s

http://www.gzt.com/teknoloji/nikola-teslanin-muhtemelen-hicbir-yerde-gormediginiz-birbirinden-etkileyici-10-fotografi-2581116#cxrecs_s

https://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola_Tesla

http://www.imdb.com/title/tt0482571/?ref_=ttfc_fc_tt

BilimX, yaklaşık 2 senedir ürettiği 120'den fazla bilimsel makaleyi revize ediyor. Şu anda yazıların %30'u revize edilip yayınlandı. Kasım ayında tamamı bitirilip bilimseverlere sunulacaktır.  İyi Okumalar!