Big Bang Teorisi ve Genişleyen Evren Kuramı

Evren kelimesini duyunca aklımıza ilk uzay ve uzay içerisindeki gök cisimleri gelir. İnsan aklı sınırlıdır ve sonsuz, sonsuzluk kavramlarını bir türlü kabul edemez. Peki ya sonsuz evren, sonsuz evren dediğimiz şey gerçekten var mı? Yoksa belirli bir zamandan itibaren mi oluştu? İnsan beyni bu düşünceyi kabul ediyor mu? Çoğu insan kabul ettiremez kendine. Peki düşünsel olarak bile akla sığmayan evren nasıl oluştu? Gerçekten sonsuz mu? Belirli bir başlangıç noktası var mı? Evrenin nasıl oluştuğu ile ilgili bu derin olayı şimdi sizlerle inceleyelim.

Evrenin oluşumu ile ilgili elimizde birçok kozmolojik teori vardır. Bunlardan biri Büyük Patlama Teorisi ( Big Bang Theory) ve Genişleyen Evren Kuramı. Diğerleri ise Sabit Evren Teorisi ve onun devamında Fizyon Teorisi gibi teoriler yer alır. Ben bu makalemde birçok bilim insanı ve fizikçiler tarafından kabul görülmüş “Büyük Patlama Teorisini ve Genişleyen Evren Kuramını” ele alacağım.
Büyük Patlama (Big Bang)  aşırı sıcak ve yoğun bir noktadan meydana gelen kozmolojik bir teoridir. Evrenin ilk zamanlardan beri tekil yoğunlukta ve aşırı şekilde genişlediği gözlemlenmiştir. Genişleme fikri henüz yokken Georges Lemaitre ve Alexander Friedmann gibi bilim insanları bu teoriyi ilk olarak ortaya atmışlar ve bu teorinin devamında Hubble kırmızıya kaymayı gözlemsel olarak ortaya koyunca; eğer evren geçmiş zamana sarılarak genişliyorsa , tüm evren o zaman ilk başta tek bir noktadan meydana geldiğini söylemişler ve Big Bang Teorisi de bu söylemler ve teoriler çerçevesinde bilim insanları arasında kabul görmeye başlamıştır. Hızla yayılan düşünceler birçok bilim insanının bu teori çerçevesinde araştırma ve gözlem yapmaya sürüklemiştir. A. Friedmann de bu konu üzerinde araştırma yapmış ve evrende bulunan cisimlerin arasındaki uzaklıkların arttığını ve galaksilerin birbirinden uzaklaştığını söylemiştir. Tabi ki bu uzaklaşmayı doğrulamak için Doppler Etkisini kullanmıştır. Doppler Etkisi, ışığın yalnız doğrultusunu değil dalga boyunu da değiştirir. Bir ışık kaynağına yakınlaştıkça dalga boyu sıkışacağı ve azalacağı için rengi maviye kayar, uzaklaştıkça ise dalga boyu artacağı için rengi kırmızıya kayar. Bu dalga boyuna göre olan renk değişimleri Doppler Etkisi olarak tanımlanır. Bu kayma olayından yola çıkarak çoğu galaksinin hızı ölçüldü ve galaksilerin uzaklıklarının uzaklaşma hızı ile orantılı olduğu bulundu. Bir galaksinin bize uzaklığı bir başka galaksiden iki kat fazla ise uzaklaşma hızı da 2 kat fazla oluyordu. Tayf çizgilerinin yani görüntünün Tayfın kırmızı ucuna kaydıkları görüldü. Bu görüntüler bize galaksilerin birbirinden uzaklaştığını gösteriyordu. Bu kırmızıya kayma olayı da galaksilerin saniyede 60.000 kilometre ve daha büyük hızlarla genişlediğini kanıtlamış oldu.

İlk zamanlardan itibaren evrenin genişlediğini ve büyük patlamadan meydana geldiğini sizlere bahsetmiştim. Bu genişleme sürecinde olan patlamada helyum ve hidrojen gazlarının çökmesiyle ilk yıldızlar ve galaksiler oluştu. Bugünkü çoğu yıldız yapısını Büyük Patlama' dan aldı.  Oksijen, silisyum, karbon gibi ağır metallerin (hidrojen ve helyum dışındaki elementler) patlama sırasında saçıldığı söylenir. Yani ilk oluşan yıldızlar karbon ve hidrojen elementlerinden oluşuyordu. Yıldızlarda bulunan enerji, füzyon (çekirdek birleşmesi) reaksiyonlarıyla hidrojenin helyuma dönüşmesi ile oluşur. Eğer evren hep var olsaydı hidrojenin tümünün helyuma dönüşmüş olması gerekiyordu. Ama şu var ki evrende var olan hidrojen helyum oranı teorik hesaplamalara göre 15-20 milyar önceye dayanıyor. Bu Büyük Patlama Teorisini ve Genişleyen Evren Kuramını kanıtlar niteliktedir.

 

Kaynakça,

  1. https://www.kozmikanafor.com/buyuk-patlama-big-bang-teorisi-1/

İlgili Makaleler

Başlık

Açıklama