Newton'un Kavgaları

1642 yılının sonunda doğan Isaac Newton, şüphesiz ki bilim tarihini en derinden etkileyen isimlerden biridir. Işık spektrumu hakkında gözlemler yapmış, ünlü Principia kitabında hareketin matematiksel kanunlarını tüm dünyaya göstererek kendi adıyla anılan Newton fiziğinin kurucusu olmuştur. İngiliz Kraliyet Bilim Akademisi’nin başkanlığını yürütmüş, Faraday, Maxwell, Einstein gibi bilim insanlarına çok büyük etkisi bulunmuştur.

Başarılarla dolu bu hayatında Newton, pek çok bilimsel tartışmanın odağında yer almıştır. Bu yazımda, işte bu tartışmaları ele alacağım. Keyifli okumalar...

[caption id="attachment_6073" align="alignleft" width="218"] Newton (1643-1727)[/caption]

 

 

İlki Alman felsefeci ve matematikçi Gottfried Wilhelm Leibniz’le aralarında geçen ve  kalkülüsü ilk kimin bulduğu hakkındaki tartışmadır. Kalkülüs matematiğin, sürekli değişimleri çalışan bir alt dalıdır ve Newton ile Leibniz tarafından geliştirilmiştir. Günümüzde de fizikten mühendisliğe değin pek çok alanda kullanılmaktadır.

 

 

Newton, Leibniz’i kalkülüse temel oluşturacak yazılarını görüp fikirlerini oradan çaldığı bilgilerle geliştirmekle suçlamıştır. Leibniz ise ilk yazılarını Newton’dan önce yazdığını söylemekte, çalışmalarını Newton’dan bağımsız bir şekilde yürüttüğünü öne sürmüştür. Tüm hayatları boyunca bu iddialarla birbirlerini suçlamışlardır fakat ne onlar ne de olayı araştıran insanlar kesin bir sonuca varamamıştır. O yüzden günümüzde, kalkülüsün iki bilim insanının da ürünü olduğu fikri kabul görmektedir.

Bir büyük kavga da hücrenin ve esneklik yasasının kâşifi Robert Hooke ile yaşanmıştır. Hooke, Newton’ı ışığın spektrumu hakkındaki keşif ve gözlemlerini kendinden çalmakla suçlamış ve bu da Newton’ın yıllar süren bilimsel bir inzivaya çekilmesini sağlamıştır.

İnziva yıllarını Newton’ın dehasını fark eden Edmund Halley bitirmiştir. Hooke’un gezegenlerin Güneş’e olan ilgileri hakkında yaptığı açıklamalardan sonra bilim insanları bunun matematiksel açıklamasına ihtiyaç duymuşlardır. Bu bilim insanlarından biri olan Halley, aradığı cevabı Newton’da bulmuştur. Newton da daha öncesinde bu sorun üstüne düşünmüş olup gezegenlere uygulanan çekim kuvvetinin gezegenlerin Güneş’e olan uzaklıklarının karesiyle ters orantılı olduğunu ispatlamış ve Kepler’in gezegen yörüngelerinin çember yerine elips şeklinde olduğuna dair yasalarını teyit etmiştir.

Edmund Halley Isaac Newton’a üç ciltlik ünlü kitabı Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri'ni yayınlamasında üstün emek ve gayret göstermiştir. Bu da büyük bir bilimsel devrimin kapılarını açmıştır.

[caption id="attachment_6078" align="alignleft" width="200"] Robert Hooke[/caption]

Newton’ın ünü yayılırken Robert Hooke bir ithamda daha bulunmuş ve kendinin zaten gezegenlerin hareketleriyle ilgili çalışmalarının bulunduğunu ve Newton’ın, fikirlerini bu çalışmalardan çaldığını söylemiştir. Fakat bilim dünyasında çok da itibar kazanmayan bu iddia sonuçsuz kalmış ve bilim tarihinin gözünde kütle çekiminin matematiksel açıklaması Newton ile özdeşleşmiştir.

Robert Hooke, her şeye rağmen bir sürü başarılı bilimsel görüngünün kâşifi olarak hayatını sürdürmüştür ve 1703 yılında hayata gözlerini yummuştur. Hooke’un ölümünün ardından Newton Royal Society’nin başına getirilmiştir ve yaklaşık 23 yıl daha bilimsel çalışmalarına devam etmiştir.

Robert Hooke’tan günümüze hiç çizim ya da portre kalmamıştır. Rivayete göre resmi Newton tarafından Royal Society’nin duvarlarından kaldırılmış ve yok edilmiştir. Ne kadar doğru olduğu bilinmese de bu rivayet iki bilim insanı arasındaki çekişmeyi gözler önüne sermektedir.

Bu gibi olaylar insana bilim ahlakının ne denli önemli olduğunu düşündürmektedir. Bilimsel etik; dürüstlük, tarafsızlık, herkese açıklık ve entelektüel ürüne saygı gibi unsurları barındırmaktadır. Patent ve telif hakları da göz önünde bulundurulması gereken konulardır. Bilimsel çalışmalarda bu yüzden sıkça atıflar ve kaynakçalar kullanılır. Newton ve Hooke örneği bize bu gibi durumların yaşanmaması için neler yapabileceğimiz konusunda dersler vermektedir. Zira her iki isim de bilimsel etiğin dışına çıkmış, birbirlerinin entelektüel çıktılarına saygısızca yaklaşmış ve çoğu zaman da iş şahsi bir boyuta taşınmıştır. Her bilim insanı bu noktada üstüne düşeni yaparak çalışmalarını tüm bilim insanlarının ulaşabileceği şekilde paylaşmalı ve bulgularında, yararlandığı kaynakları belirterek ilerlemelidir. Böylelikle Newton’ın yaşamış olduğu tatsız olayların tekrar vuku bulmasının önüne geçilmiş olacaktır.

 

Kaynakça,

  1. https://seyler.eksisozluk.com/bilinmeyen-yonleriyle-isaac-newtonun-hayati

İlgili Makaleler

Başlık

Açıklama