TÜRK MİTOLOJİSİNDE SAYILAR

Hayatımızın her köşesinde var olan sayılar geçmişten günümüze her zaman yanımızdadır. Sayıların doğuşu: İlk çağlardaki insanların avladıkları hayvanların sayısını belirlemek  için mağaraların duvarlarına attıkları çentiklere veya her bir hayvan için kenara koydukları taşlara dayanmaktadır. Bu şekilde ortaya çıkan sayılar zamanla şekil değiştirerek bugünkü kullandığımız haline bürünmüştür. Tabi ki bugün kullandığımız sayılar matematik, fizik gibi alanlarda işlemleri çağrıştırsa da tarih ve edebiyat alanlarında işlemlerden çok simgeleri ve bu simgelerin altında yatan anlamları çağrıştırmaktadır.

Edebiyatta Türk Toplulukları iki ana bölümden oluşur: İslamiyet Öncesi Türk Toplulukları ve İslamiyet Sonrası Türk Toplulukları. Bu iki kısım da Türk Toplulukları inanışlarına göre simgeler kullanmış ve kullandıkları simgelere anlamlar yüklemiştir. Altında yatan anlam birbirinden farklı olacağı gibi biri diğerinin devamını da temsil edebilir. Şimdi bu sayıları ve anlamlarını sizlerle paylaşacağım:

BİR

  • Dini bir anlamı olan bir Allah’ın tekliğini ifade eder.

ÜÇ

  • Eski Türk inanışı olan Şamanizm’ e göre alem üç kısımdan oluşuyordu:

Gökyüzü (yukarıdaki dünya)

Yeryüzü (orta dünya)

Yeraltı (aşağıdaki dünya)

  • Oğuz boyunda da birçok yerde üç sayısına rastlarız. Oğuz iki eşinden üçer tane oğulları vardır ve bu oğullarından biri bayrağında sembol olarak bir yay ve üç ok kullanmıştır. Ayrıca Oğuz Han üç gün annesinin sütünü emmemiş, annesi üç gece üst üste aynı rüyayı görünce kendisine söylenilen biçimde hareket etmiştir.
  • Ayrıca Bektaşilikte ulaşılması gereken üç aşama vardı. Bu tevhidin üç kademesi olarak görülüyordu. Aşamalardan ilki telkin, ikincisi libas, üçüncüsü ise ahadiyyet idi.

DÖRT

  • İslamiyet Öncesinde dört anayön kavramıyla bağlantılı olarak İran’da yapılmış Türk halısı olan ve cennetteki dört nehri gösteren bahçe halıları örnek verilebilir.
  • Dört unsur olan toprak, hava, su ve ateş divan edebiyatında aşığı, dünyayı ve birtakım özellikler ile bağdaştırılmıştır.

BEŞ

  • Fatma’nın elinin simgesidir ve bu simge nazarı ve genel olarak kötülüğü engellediği düşünülür.
  • İslam inancında ise beş sayısı bir günde kılınan beş vakit namazı temsil eder.

YEDİ

  • Türk topluluklarında ayinlerin, bayramların, törenlerin başlangıç ve yapılış tarihlerinin kökeni mitolojik uygulamalara kadar gider. Bu bağlamda J. P. Roux ‘un göre Karaşar ‘da kurban sunulması yedinci ayın yedinci günü yapılırdı. Hayvan takvimine göre ilk ayı 21 Ocak-21 Şubat alırsak beşinci ay 21 Mayıs- 21 Haziran tarihlerine denk geliyordu. Kurban sunulmaya başlanıldığı tarih 5 Haziran yani yaz dönemine geliyordu. Bundan yola çıkarak yedinci ay 5 Ağustos’a denk geliyor. Bu olayın tuhaf olan kısmı ise Kültigin mezar külliyesinin açılışı Kültigin’in ölümünden sonraki yılın (732) yedinci ayının yirmi yedinci gününde yapılmış olmasıdır.
  • Asya Şamanist inanışlarına göre ölen kişinin ruhunun bedeni üç gün içinde terk ettiği söylenir ama bazı kaynaklarda yedi gün sonra terk ettiği de belirtilir. Yedi günde terk etmesi ve kurban törenleri için de yedi sayısına kullanılması ilginçtir.

DOKUZ

[caption id="attachment_6249" align="alignright" width="255"] DÜNYA AĞACI[/caption]

  • Dünya eksenini temsil ettiği söylenilen ve yer altından çıkarılan Dünya Ağacının dokuz dallı oluşu önemli bir noktadır. Şamanların yedi veya dokuz dal budayarak bu ağaca çıktıkları söylenir.
  • Ayrıca tanrı bu dokuz dallı ağacın altından her bir daldan bir insan yaratmıştır. Bu oluşan dokuz insana “Dokuz Dedeler” denilmiştir.

ON İKİ

  • İnsanlar mitolojik olaylar için kullandıkları sayıları, kendi doğumlarını, yaşantılarını, yaşadıkları coğrafyayı simgelemek için de kullanmışlardır. On iki hayvanlı Türk takvimi, on iki ay, on iki yıldız, on iki oğul, on iki burç…

KIRK

  • Allah’ın Adem’in çamurunu kırk gün yoğurduğuna inanılması, Mehdi’nin dünyaya geldiğinde kırk yıl kalacak olması ve kırk gün gökyüzünün dumanla kaplı olacağı söylenilir.
  • Ayrıca kırk sayısını doğum ve çocukla ilgili geleneklerde  "kırkın çıkması" şeklinde kullanılması ve bu kullanımın günümüzde de devam ediyor olması bu geleneğin sürdüğünü ifade eder.
  • Oğuz Kağan destanında da kırk sayısına rastlanır. Ayrıca Oğuz Kağan’ın kırk günde yürüdüğü söylenilir.
  • Manas Destanında ve Dede Korkut Hikayelerinde kırk sayısı sıkça kullanılır: Kırk yiğit, kırk er, kırk gün, kırk savaşçı…

Hayatımızın her köşesinde bizimle beraber olan sayılar aslında ona hangi açıdan baktığımıza ve ne anlamda kullandığımıza dayanmaktadır.

 

Kaynakça,

  1. http://www.acikders.org.tr/pluginfile.php/2501/mod_resource/content/2/14.%20HAFTA.pdf

İlgili Makaleler

Başlık

Açıklama