Yıldızlara Ulaşmak: "Starshot Projesi"

Popüler bilimin gündeminden hiç çıkmayan, herkesin aklını bir süre meşgul eden bir konunun üstünde duracağız bugün: Işık hızı.

İnsanlığın evreni anlama çabası, onu önce gökyüzüne bakmaya yöneltmiştir. Onun merakı, gökyüzünün ötesine çıkınca devreye teleskoplar girmiştir. İnsan, evrende hep daha ileriyi görmek istemiş ve teleskopların kalitesi, zaman geçtikçe daha da artmıştır. Fakat bugün, en kaliteli teleskoplarımızla dahi, evrenin yalnızca çok ufak bir bölümünü inceleyebilmiş durumdayız ki bu gördüklerimiz de, evrenin genişleme hızıyla kısıtlanan, görünebilir evrenin sınırlarından oluşuyor.

Buna üzülmek mi gerekir, yoksa sevinmek mi? Evrenin çok çok büyük olduğunu ve halihazırda da siz bu yazıyı okurken, evrenin hala genişlediği gerçeğini de göz önünde bulundurursak, evreni anlamak artık çok daha zorlaştı. Bilim insanları, insanlığın hız limitinin ışık hızı olduğunu, bizlere bariz bir şekilde göstermişlerdir. Bu da insanları “Madem öyle, o zaman hız limitine yaklaşabildiğimiz kadar yaklaşalım!” demeye sevketmiştir.

İnsanlığın bu hedef yönünde yaptığı çalışmalar halen devam ediyor. Peki insanlar, her zaman yaptıkları gibi bu çalışmaları da doğadan ilham alarak gerçekleştirebilirler mi?

Müonlar

Dünya atmosferimiz her an uzaydan gelen kozmik ışınlar ile bombalanır. Müonlar, bu kozmik ışınların hava molekülleri ile etkileşimi sonucu oluşurlar ve ışık hızının %99’u bir hıza sahiptirler. Fakat sadece 2 mikrosaniyelik bir ömürleri vardır. Ufak bir hesap yaptığımız zaman, müonların ömürleri ve hızlarını göz önünde bulundurarak, onları yeryüzünde göremeyeceğimizi söyleyebilirdik. Fakat işin ilginç kısmı, bunun mümkün olduğu...

Eğer bir müon olsaydık, zaman bizim için bilinen ölçütlerin dışına çıkardı ve çok çok daha yavaş akardı. Klasik hesaplamaların sonucunun aksine, yeryüzüne kolayca ulaşırdık. Bunu gören bilim insanları, zamanın ilginç dünyasını biraz daha keşfetmiş oldular.

Starshot Projesi

Bilim insanlarının yaptıkları çalışmalar her ne kadar müonlar gibi olmaya yetmese de, sonunda bir çözüm yolunun var olduğunu söyleyebiliyorlar: Starshot projesi.

Bir süre önce Yuri Milner isimli bir milyarder, oldukça büyük bir bütçe ile bilgisayar çipi boyutundaki uzay gemilerinin geliştirilmesi ile ilgili önemli bir araştırma programı başlatmıştı. Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg’in de destek verdiği araştırmada, “çok küçük ama çok hızlı” uzay araçlarının yapılabilirliği ile ilgili araştırmalar yapılmaktaydı. İnsanlar ve bazı araştırmacılar, bunun teknolojik yetersizlik sebebiyle gerçekleşemeyeceğini söylese de ünlü fizikçi Stephen Hawking, geçtiğimiz yılda bu konuyla ilgili önemli bir açıklama yapmıştı.

Bu açıklamasında Hawking, kulağa şaşırtıcı gelse de bunun mümkün olabileceğini ifade etmişti. Hawking, bilgisayar çipi boyutundaki çok sayıda yelkenli uzay gemisinin, çok güçlü bir lazer itkisi ile ışık hızının %20’sine ulaşılabileceğini öne sürdü.

Bu çip boyutundaki gemiler, içlerindeki mikro araçlar ile, evreni anlama noktasında bize büyük bir katkı sağlayabilir. Fakat, her şeyin henüz teorik olarak belirtildiğini söylemekte fayda var. Çalışmalar halen devam ediyor ve Hawking, 30 yıl içerisinde bu projenin hayata geçirileceğini ifade ediyor.

Henüz 55 yıl önce ilk defa uzaya çıkan insanlık, bundan 30 yıl sonra yıldızlara ulaşabilecek mi? Bunu zaman gösterecektir.

Yusuf İkbal Aldemir


Kaynaklar
1. Stephen Hawking, Zamanın Kısa Tarihi
2. Serway & Beichner, Fizik 3, Modern Fizik
2. <http://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/04/160413_yildizlararasi_yolculuk>
3. <http://www.space.com/32546-interstellar-spaceflight-stephen-hawking-project-starshot.html>
4. <http://www.independent.co.uk/news/science/starshot-project-stephen-hawking-and-mark-zuckerberg-to-send-tiny-rockets-to-alpha-centauri-in-most-a6981101.html>

İlgili Makaleler

Başlık

Açıklama