Dokunmatik Ekranlar Nasıl Çalışır?

Gün içinde çeşitli yerlerde, çeşitli şekillerde karşılaştığımız dokunmatik ekranlar nasıl çalışır hiç merak ettiniz mi? Aslında size teknolojinin son harikası gibi gelse de dokunmatik yüzeyin keşfi 1971 yılına dayanıyor. O yıllarda bazı özel laboratuvarlarda ilk örnekleri geliştirilen dokunmatik ekran ticari olarak 20. yüzyılın sonlarına doğru sunulmaya başlanmıştır. O zamandan bu zamana değişen ve gelişen dokunmatik ekranın günümüzde yaygın olarak 3 temel şekilde kullanılmaktadır. Bunlar şöyledir;

  • Rezistif dokunmatik
  • Kapasitif dokunmatik
  • Kızılötesi dokunmatik
Rezistif Dokunmatik Panel:

Bu dokunmatik ekranın çalışması “Bir iletkenin direnci boyuyla orantılı olarak değişir” mantığına bağlıdır. Bu dokunmatik yüzey üç ana katmandan oluşur. Üstte dış etkilere dayanıklı polyester panel, altta ise direnç özelliği gösteren panel mevcuttur. Üstteki panelin ön ve arka yüzeyleri farklı özelliklere sahiptir. Ön yüzey dış etkilere karşı dayanıklı bir yapı sunarken, arka yüzey ise yarı iletkendir. Dokunma işleminin algılanması için, öncelikle üst kaplamadaki iletken yüzey ve alttaki dirençli kaplamanın bir şekilde birbiriyle temas etmesi gerekir. Ancak bunun bir dokunma etkisiyle olması gerektiğinden, her iki kaplama arasına yerleştirilen yüzlerce şeffaf ayraç sayesinde paneller arasında bir hava boşluğu oluşturarak iki kaplamanın durup dururken birbiriyle temas etmesi engellenir. Bu iki yüzey birbirine temas ettiğinde akımda değişiklik yaratır. Bu veriler kontrolcüye aktarılır Kontrolcü bu verileri işleyerek koordinat olarak sisteme iletir. Böylece nereye dokunduğumuz sistem tarafından anlaşılmış olur.

Bu dokunmatik sistem toza ve suya karşı dayanıklıdır yalnız çalışması için biraz sert dokunmanız gerekir. İlk nesil dokunmatik kullanılan telefonlarda bu sistemi görebilirsiniz.

Kızılötesi Dokunmatik Panel:

Mantık olarak en basit sisteme sahip dokunmatik yüzeydir. Kızılötesi ışınlar yatay ve dikey olarak ekranın bir kenarından diğer kenarına gönderilir. Diğer taraftaki duyargalar sürekli ışığın gelip gelmediğini kontrol eder. Eğer ışık karşı tarafa ulaşıyorsa duyargalar sisteme 1 verisini gönderir. Dokunma ekrana geldiğinde ışınların karşı tarafa iletilmesi engellenir böylece duyargalar o bölgedeki ışınlar için sisteme 0 verisini yollar. Böylece dokunulan yerin konumu yatay ve dikey olarak belirlenmiş olur.

Bu sistemi okullarda bulunan akıllı tahtalarda, kiosklarda ve ATM’lerde görmek mümkün.

Kapasitif Dokunmatik Panel:

En son teknoloji dokunmatik yüzey olarak kabul edebileceğimiz bu dokunmatik sistemde ekranın 4 köşesinden uygulanan gerilimle ekran yüzeyinde elektrostatik alan oluşturulur. Ekranın herhangi bir bölgesine yük depolayabilen bir cisim temas ettiğinde bu elektrostatik alanda oluşan değişimler köşelerde bulunan osilatör adı verilen algılayıcılar tarafından gözlenebilir hale gelir. Osilatörler tarafından toplanılan veriler işlem birimine gönderilerek koordinat verisi haline çevrilir ve sisteme aktarılır. Bu sayede sistem sistem dokunmanızı algılar.

Bu teknolojiyi sürekli elimize aldığımız akıllı telefonlarda görebilirsiniz. Diğer dokunmatik sistemlere göre hassas olsa da çok fazla enerji tüketimi yapan bir teknolojidir. Ayrıca Rezistif ekrana göre maliyetlidir ve her cisim ile temasında çalışmaz. Parmak ile temas gerektirir.

 

Kaynakça,

  1. http://www.zirveelk.com/WorkSheet.aspx

İlgili Makaleler

Başlık.

Açıklama