25 Nisan’daki Haydarpaşa Talks ve 26 Nisan’daki Akıllı Üretim Çağı Sempozyumu etkinliklerinde Yusuf İkbal Aldemir’in “Yapay Zeka: Biyomimetik Devrim” konferansındaki konuşmasının ana notlarını ihtiva eder.

—————————————————————————————

“Saluton Amikoj”

Yani dünyanın ilk yapay dillerinden birisi olan ve yaklaşık olarak 2 milyon kişinin konuşabildiği Esperanto dilinde Merhaba dostlar.

Bugünkü konumuz yapay zeka olduğu için yapay bir giriş yapmak istedim. Yapaylık nedir? Yapaylık, kelime anlamıyla: “Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış, üretilmiş yapma, suni” demektir. Şurası çok önemli: Doğadaki örneklerine benzetme. Yani insanın tüm yapay üretimlerinde aslında doğadan ilham alıyor. Biz buna biyomimetik diyoruz. Ve artık günümüzde insan, doğadaki herhangi bir canlıdan veya olgudan değil, direk kendisinden ilham alarak kendini benzetiyor. İşte yapay zeka, burada karşımıza çıkıyor.

Bu bir devrimdir. Bu biyomimetik bir devrimdir. İnsanlığın üretimde gelebileceği son noktadır. İlk sanayi devrimi yapay gücün gelişmesiydi ve bu ikinci sanayi devrimi, yapay zeka olacaktır.

Grey Walter’ın Kaplumbağası

Ekranda gördüğünüz robot kaplumbağa, 1951’de Grey Walter adındaki bir nörofizyolog tarafından üretilen ilk somut yapay zeka örneklerinden bir tanesi. Bu robot ışığı takip ederek bir yörünge etrafında dolaşıyor, şarjı bittiği zaman gidip kendini şarja takabiliyordu. Ve aradan yaklaşık 70 yıl geçti.

 

İnsanlık hızla değişiyor. Hayatımız, yaşam tarzımız, düşüncelerimiz, yargılarımız ve korkularımız değişiyor. Bundan 100 sene önce bir insan, “Acaba bir simülasyonda mı yaşıyoruz?” ya da “Yapay zekalar dünyayı ele mi geçirecek?” diye korkabilir miydi? Ancak bugün bu korkuların tam içerisindeyiz. Modern korkular. Ve yapay zekanın gelişimi gibi korkular, her ne kadar geleceğe dair gibi gözükse de aslında bu distopyanın veya ütopyanın başlangıç noktasındayız.

Mesela İstanbul’dan Ankara’ya gideceksiniz, bir trene bindiniz. Siz aslında sadece bir trene binmiyorsunuz. Çünkü trenin içindeki yüzlerce sensör, milyonlarca veriyi IoT yani (Nesnelerin İnterneti) ile yapay zeka sayesinde sizin güvenli bir yolculuk yapmanızı sağlıyor.

Ve internet. Her gün internette geçirdiğiniz yaklaşık 7 saat süresince sizden milyonlarca veri toplanıyor. Yapay zeka, bu verileri alıyor, işliyor ve sizin anlamlı bir profilinizi oluşturuyor. İşte dijital dünyada sizin değeriniz, bu profiller. Bu profiller, ticari bir değer olarak satılıyor ve firmalar yapay zekayı kullanarak size uygun dönütler, tepkiler veriyor.

Geçenlerde bu tür yazılımları üreten teknoloji firmasının konferansına gittim ve şöyle söylediler:

“Siz bir alışveriş sitesine giriyorsunuz. Sıkılıyorsunuz, beğenmiyorsunuz ve siteden çıkmak için farenizi sağ üstte bulunan çarpı tuşuna doğru sürüyorsunuz. Tam bunu yaparken, yapay zeka yazılımımız bunu fark edip “Dur, gitme'” diyerek size bir uyarı veriyor: %10 İNDİRİM.

Yapay zeka, insan kontrolünü yok ediyor ve seçimlerimizi değiştiriyor. Bu bir alışveriş yapmamızı sağlayarak olabileceği gibi, Dünya’nın en güçlü devletinin başkanını seçmeye kadar giden çok büyük potansiyel bir güçtür.

Biz Anka Corporation olarak ürettiğimiz Web ve Android ürünlerinde yapay zeka gücü ile kullanıcının daha etkin bir hizmet almasını sağlarken, başkaları beyinsiz bir adamı insanlara sevdirerek iktidara gelmesini sağlıyor.

Bazıları sürücüsüz yapay zeka sahibi arabalar yaparak kazalardaki ölüm oranını en aza indirmeye çalışırken, bazıları da akıllı silahlar ile masumları katlediyor.

Stephan Hawking şöyle söylüyor: “Yapay zeka, insanlığın başına gelebilecek en iyi, ya da en kötü şey olacaktır..”

Yapay zekanın gelecekteki durumu ile ilgili bir öngörüden bahsetmek istiyorum. Singularity, yani tekillik yapay zekanın insan zekasını geçeceği durumu ifade ediyor. Gördüğünüz gibi insanın zeka ivmesi oldukça düşükken, yapay zeka muazzam bir hızla ilerliyor ve teorik olarak mutlaka insan zekasını geçecek. Muhtemelen Z kuşağı dediğimiz 1995 sonrası doğanlar, yani biz bu olaya şahitlik edeceğiz.

 

Ve şimdi, burada tıpkı Nükleer Silahların Paradoksu gibi tehlikeli bir paradoksla karşı karşıya kalıyoruz.  Bilgi yok edilemiyor ve teknoloji büyük bir ivmeyle yükseliyor.  Ve bize, bu güç ile huzur ve barış yaşamayı öğrenmekten başka bir yol bırakmıyor.

 

Size biraz karamsar, biraz da tuhaf bir tablo çizdim. Ancak şahsen geleceğe dair umutluyum ve iyimserim. Ve benim hayat felsefemin temelini oluşturan şu söz ile bitirmek istiyorum: Hey dostum, gerçekçi ol. İmkansızı iste.

Barış ve huzur içindeki bir gelecekte görüşmek dileğiyle, teşekkürler.

Teşekkürler.